Haberler & Bilgiler
Elektrik Piyasası Dengeleme ve Uzlaştırma Yönetmeliği Değişiklikleri

19 Ekim 2026 tarihli ve 33405 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan Elektrik Piyasası Dengeleme ve Uzlaştırma Yönetmeliğinde Değişiklik Yapılmasına Dair Yönetmelik (“Değişiklik Yönetmeliği”) ile dengeleme güç piyasasının işleyişi, uzlaştırma hesaplamaları, acil durum talimatları ve toplayıcı portföylerinin yönetimi dahil olmak üzere çeşitli alanlarda düzenlemelere gidilmiştir. Bunu takiben, 21 Ekim 2026 tarihli ve 33407 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan değişiklikle teminat ve temerrüt yükümlülüklerine uyulmamasının piyasa faaliyetlerine etkisine ilişkin hüküm de yeniden düzenlenmiştir. Değişikliklerin piyasa katılımcıları üzerindeki etkisinin, yürüttükleri faaliyetlerin niteliği, tesislerin teknik özellikleri ve tercih edilen piyasa katılım modeli çerçevesinde değerlendirilmesi gerekmektedir.

Düzenlemeler birlikte ele alındığında, üretim ve tüketim programları ile tesislerin teknik kabiliyetleri, Sistem İşletmecisinin talimatları ve fiili gerçekleşmeler arasındaki ilişkinin daha ayrıntılı bir çerçeveye kavuşturulduğu görülmektedir. Bir yandan mevcut piyasa işleyişinin uzlaştırma dönemi esasına uyarlanmasına yönelik hükümler öne çıkarken diğer yandan operasyonel yükümlülükler ve mali sonuçlarla bağlantılı hususlar açıklığa kavuşturulmaktadır. Bu nedenle değişikliklerin, yalnızca teknik işleyiş bakımından değil, katılımcıların faaliyetlerine yansımaları yönünden de birlikte incelenmesi uygun olacaktır.

Dengeleme Süreçlerinde Uzlaştırma Dönemi Esaslı Yaklaşım

Değişiklik Yönetmeliği’nde KGÜP, emre amade kapasite, teklif ve talimatlandırma süreçlerine ilişkin hükümlerin uzlaştırma dönemi esasına uyarlanması dikkat çekmektedir. Bu yaklaşım, programlanan ve gerçekleşen enerji miktarlarının ilgili uzlaştırma dönemleri itibarıyla değerlendirilmesine yönelik düzenleyici çerçevenin geliştirilmesi bakımından anlamlıdır. Bununla birlikte uygulamanın kapsamı ve başlangıcı değerlendirilirken geçiş hükümleri ile teknik hazırlıklara ilişkin takvimin ayrıca gözetilmesi gerekmektedir.

Bu çerçevede öne çıkan hususlardan biri, on beş dakikalık uzlaştırma dönemine ilişkin teknik hazırlıklardır. Geçiş hükmünde, Yönetmeliğin 91 inci maddesinin ikinci fıkrası kapsamındaki altyapı hazırlıklarının Sistem İşletmecisi ve Piyasa İşletmecisi tarafından en geç 1 Ocak 2027 tarihine kadar tamamlanması ve ilgili uygulamaların bu tarihten önce başlatılmaması öngörülmektedir. Dolayısıyla söz konusu tarih, uygulamanın bütün yönleriyle kendiliğinden başlayacağı bir tarih olarak değil, geçiş hükmünde belirlenen hazırlık ve başlangıç koşullarıyla birlikte değerlendirilmelidir.

Uzlaştırma dönemlerinin daha kısa zaman aralıkları üzerinden ele alınması, programlanan miktarlar ile fiili üretim ve tüketimin karşılaştırılmasında veri hassasiyetini öne çıkarmaktadır. Bu kapsamda tahminlerin güncelliği, ölçüm verilerinin ilgili dönemlere doğru aktarılması ve farklı tesislerin aynı zaman dilimi içerisinde izlenmesi, sapmaların ve bunlara bağlı mali sonuçların değerlendirilmesi bakımından önem kazanmaktadır. Özellikle değişken üretim profiline sahip tesisler ile farklı kaynaklardan oluşan portföylerde, programlama ve veri yönetimi süreçlerinin bir bütün olarak ele alınması yerinde olacaktır.

KGÜP ile emre amade kapasite bildirimleri arasındaki ayrım da bu çerçevede değerlendirilmelidir. KGÜP, ilgili döneme ilişkin üretim veya tüketim programını ifade ederken emre amade kapasite, birimin teknik olarak sunabileceği kapasiteyle ilgilidir. Emre amade kapasitede meydana gelen bir değişikliğin KGÜP’e nasıl yansıtılacağı, program güncellemelerine ilişkin koşul ve süreler dikkate alınarak belirlenmektedir. Bu ayrımın gözetilmesi hem bildirim yükümlülüklerinin hem de talimat performansına esas alınacak verilerin doğru değerlendirilmesine katkı sağlayacaktır.

Teklif ve Talimatlandırma Kurallarında Teknik Uygulanabilirlik

Yük alma ve yük atma tekliflerine ilişkin değişikliklerde, teklif miktarları ile ilgili birimin belirli bir süre içerisinde gerçekleştirebileceği üretim veya tüketim değişikliği arasındaki uyum öne çıkmaktadır. Teklif seviyeleri ve fiyat aralıklarına ilişkin hükümlerin yanı sıra hidroelektrik santrallere yönelik belirli istisnalar, kaynak türlerinin teknik özelliklerinin teklif hazırlama süreçlerinde dikkate alındığı bir düzenleme çerçevesine işaret etmektedir.

Talimatlandırma bakımından ise Sistem İşletmecisinin teknik kısıtları ve üretim birimlerinin çalışma koşullarını dikkate almasına ilişkin hükümler önem taşımaktadır. Aynı fiyat seviyesindeki tekliflerin değerlendirilmesinde tesislerin işletme durumu veya hidroelektrik santrallerin su rezerv yönetimi gibi unsurların gözetilebilmesi, fiyat kriterinin teknik uygulanabilirlik koşullarıyla birlikte ele alındığını göstermektedir. Bu çerçevede piyasa katılımcılarının tekliflerini oluştururken yalnızca fiyat varsayımlarını değil, tesislerin fiili işletme kabiliyetlerini de dikkate almaları uygun olacaktır.

Termik kaynaklı birimlerin yük değişim eğrileri dikkate alınarak talimatlandırılmasına ilişkin düzenleme de teknik uygulanabilirlik yönünden ayrıca dikkat çekmektedir. Devredeki ilgili birimler bakımından 1 Ocak 2027 tarihinde uygulanmaya başlayacak bu hüküm, üretim seviyelerinin değiştirilmesine ilişkin teknik parametrelerin güncel tutulmasını ve talimatlandırma süreçleriyle uyumlu biçimde değerlendirilmesini gündeme getirmektedir.

Öte yandan KGÜP seviyesinde çalışılması yönündeki uyarılar ile yük alma veya yük atma talimatlarının hukuki niteliğinin birbirinden ayrılması, bildirimlere bağlanan sonuçların belirlenmesinde önemlidir. Talimatların yerine getirilmesi, gerçekleşmelerin raporlanması ve ilgili değerlendirme süreçleri bakımından her bir mekanizmanın kendi mevzuat koşulları çerçevesinde ele alınması, uygulamada hukuki öngörülebilirliğe katkı sağlayacaktır.

Lisanssız Üretim Tesisleri ve Acil Durum Talimatları

Acil durum talimatlarına ilişkin değişiklikler, lisanssız üretim tesislerinin sistem güvenliğine yönelik süreçlerdeki konumunu daha ayrıntılı biçimde düzenlemektedir. Özellikle dağıtım sistemine bağlı tesisler bakımından görevli tedarik şirketleri, toplayıcılar ve ilgili şebeke işletmecileri arasındaki bilgi akışı ve koordinasyonun önemi belirginleşmektedir. İşletmedeki elektriksel kurulu gücü 900 kW ve üzerinde olan tesisler için öngörülen öncelik esasları ise acil durum uygulamalarında teknik ve idari sıralamanın belirlenmesi bakımından dikkate değerdir.

Söz konusu düzenlemeler, talimatın tesise iletilmesinden fiilen uygulanmasına, gerçekleşmenin kayda alınmasından ilgili tutarların taraflara yansıtılmasına kadar uzanan bir süreci kapsamaktadır. Bu nedenle lisanssız üretim tesisi sahipleri ile görevli tedarik şirketleri veya toplayıcılar arasındaki sözleşmesel görev dağılımının, teknik iletişim altyapısı ve veri paylaşımıyla birlikte değerlendirilmesi uygun olacaktır. Özellikle çok sayıda tesisin yönetildiği yapılarda, ilgili aşamaların birbiriyle uyumlu yürütülmesi operasyonel sorumlulukların belirlenmesini kolaylaştıracaktır.

Toplayıcılık ve Depolama Faaliyetleri Bakımından Sonuçlar

Toplayıcılığa ilişkin hükümler, portföy yönetiminin ticari boyutu ile tesislerin teknik ve operasyonel yönetimi arasındaki ilişkiyi daha görünür hale getirmektedir. Yönetmeliğin 32/C maddesi kapsamındaki kabul işlemleri, portföy kayıt koşulları ve uzlaştırmaya esas veriş-çekiş birimi kayıtları, bir tesisin toplayıcıyla sözleşme yapması ile fiilen portföy kapsamında işlem görmeye başlamasının farklı aşamalar olarak değerlendirilmesini gerektirmektedir.

Bu ayrım özellikle yeni devreye alınan tesisler açısından önem taşımaktadır. Sözleşmenin imzalandığı tarih, kabul işlemleri ve ilgili kayıtların tamamlanma zamanı arasındaki ilişkinin önceden planlanması, portföye katılımın yanı sıra gelir ve maliyet beklentilerinin hangi dönemden itibaren dikkate alınacağı bakımından da önemlidir. Toplayıcıların uzaktan kontrol ve acil durum talimatlarına uyum süreçlerindeki görevlerinin ise teknik altyapı ile sözleşmesel sorumluluklar birlikte gözetilerek ele alınması yerinde olacaktır.

Elektrik depolama tesisleri bakımından değişikliklerin değerlendirilmesinde, tesislerin farklı dönemlerde sisteme enerji verebilmesi ve sistemden enerji çekebilmesi dikkate alınmalıdır. Bu çift yönlü faaliyet yapısı, üretim ve tüketim programları, emre amade kapasite bildirimleri, talimatlara uyum ve uzlaştırmaya esas verilerin birbirleriyle tutarlı biçimde izlenmesini öne çıkarmaktadır. Programlanan ve gerçekleşen enerji akışlarının ilgili dönem ve yön itibarıyla doğru kaydedilmesi, teknik işletme süreçleri ile mali hesaplamalar arasındaki ilişkinin kurulması açısından önem arz etmektedir.

Bununla birlikte düzenlemelerin depolama projelerine yansıması, tesisin teknik özellikleri, bağlantı yapısı, piyasa katılım modeli ve uygulanabilir hesaplama kuralları çerçevesinde farklılaşabilecektir. Dolayısıyla değişikliklerin ticari etkisinin, her bir projenin kendine özgü koşulları esas alınarak değerlendirilmesi daha isabetli olacaktır.

Uzlaştırma, Fiyat Oluşumu ve Mali Sorumluluklar

Değişiklik Yönetmeliği, dengeleme faaliyetlerinin mali sonuçlarına etki eden fiyat oluşumu, hesaplama ve mutabakat hükümlerini de kapsamaktadır. Gün içi piyasası fiyat limitlerinin dengesizlik katsayılarıyla ilişkilendirilmesi, sistem marjinal fiyatının (“SMF”) belirlenmesinde dikkate alınacak tekliflere ilişkin kurallar ve yerine getirilmiş talimat miktarlarının tespiti, bu kapsamda öne çıkan başlıklardır. Söz konusu düzenlemelerin mali sonuçlarının yürürlükteki hesaplama parametreleri ve piyasa koşullarıyla birlikte değerlendirilmesi gerektiği kanaatindeyiz.

SMF hesabına hangi tekliflerin dahil edileceğine ilişkin esaslar, dengeleme piyasasında fiyatın oluşumuna etki eden unsurlar arasındadır. Benzer şekilde, yerine getirilmiş talimat miktarının belirlenmesine ilişkin hükümler de katılımcının talimat karşılığında uzlaştırmaya konu edilecek enerji miktarıyla bağlantılıdır. Bu iki alan birlikte değerlendirildiğinde, teknik gerçekleşmelerin fiyat oluşumuna ve uzlaştırma hesaplarına yansımasının daha ayrıntılı kurallara bağlandığı anlaşılmaktadır.

Gün içi piyasası fiyat limitlerinde dengesizlik katsayılarının dikkate alınması ise fiyat limitleri ile enerji dengesizliğinin mali sonuçları arasındaki düzenleyici ilişki bakımından önemlidir. Uygulamadaki etkinin yönü ve büyüklüğü, ilgili katsayıların değerlerine ve hesaplama esaslarına bağlı olduğundan, değişikliğin piyasa fiyatlarına yansımasının somut koşullar çerçevesinde incelenmesi uygun olacaktır.

Talimatlara ilişkin mutabakatın uzlaştırma döneminin bitimini izleyen belirli süreler içinde tamamlanmasına yönelik hükümler de kayıt ve veri kontrol süreçlerini öne çıkarmaktadır. Özellikle çok sayıda tesisi bulunan katılımcılar açısından talimat kayıtları, fiili gerçekleşmeler ve hesaplamaya esas verilerin tutarlılığı, mutabakatın sağlıklı yürütülmesinde önem taşımaktadır. Bu süreçte ilgili başvuru ve uyuşmazlık hükümlerinin de birlikte gözetilmesi gerekmektedir.

Toplayıcı portföylerinde KGÜP sapması ve enerji dengesizliği hesaplarına ilişkin düzenlemeler, portföydeki tesislerin üretim ve tüketim profilleri ile ölçüm ve bildirim verileri arasındaki uyum bakımından ayrıca değerlendirilmelidir. Farklı kaynak türlerini bir araya getiren portföylerde kaynak bazlı katsayılar, ilgili Kurul kararları ve uygulama kriterleri, mali sonuçların belirlenmesinde rol oynamaktadır. Bu nedenle portföyün teknik koordinasyonu ile mali performansının birlikte ele alınması, değişikliklerin toplayıcılar üzerindeki etkisini değerlendirmek açısından anlamlıdır.

Teknik dengeleme süreçlerinden ayrı bir düzenleme alanı olmakla birlikte, Yönetmeliğin 132/C maddesindeki değişiklik de yatırımcılar bakımından dikkat çekmektedir. Önlisans veya lisansa konu projelerle ilişkili taşınmaz temini, kamulaştırma ve belirli alacak ya da tazminat taleplerinden kaynaklanan yükümlülüklerin karşılanmasına ilişkin hüküm, öngörülen bildirim ve süre koşullarının gerçekleşmesi halinde piyasa alacaklarından tahsil mekanizmasının uygulanmasına imkân tanımaktadır. Düzenleme kapsamında avans ve fatura alacakları ile ikili anlaşma bildirimleri, toplayıcı portföyü ve dengeden sorumlu grup içerisindeki konuma ilişkin sonuçlar da söz konusu olabilmektedir.

Bu mekanizmanın uygulanması bakımından alacağın niteliği, ilgili hükmün kapsamı ve somut olayda öngörülen koşulların gerçekleşip gerçekleşmediği belirleyici olacaktır. Dolayısıyla proje kaynaklı taşınmaz ve ödeme yükümlülüklerinin, yalnızca dava ve tahsil süreçleri yönünden değil, piyasa faaliyetlerine olası yansımaları bakımından da değerlendirilmesi yerinde olacaktır.

21 Ekim 2026 tarihli ve 33407 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan değişiklikle, Yönetmeliğin 132/E maddesinin dördüncü fıkrasının (c) bendinde teminat ve temerrüt yükümlülüklerine uyulmamasının piyasa faaliyetlerine etkisi bakımından ayrıca bir düzenlemeye gidilmiştir. Buna göre, Teminat Usul ve Esasları uyarınca yapılan çağrıya rağmen yeterli teminatı sunmayan veya temerrüt borcunu ödemeden teminatını tamamlayan piyasa katılımcılarının faaliyetlerine devam edemeyecekleri piyasaların kapsamına, gün öncesi ve gün içi piyasalarının yanı sıra ikili anlaşmalar ve Vadeli Elektrik Piyasası da dahil edilmiştir.

Söz konusu değişiklik, teminat ve temerrüt yükümlülüklerinin yerine getirilmesi ile piyasa faaliyetlerinin sürdürülebilmesi arasındaki ilişkiyi daha geniş bir çerçevede ele almaktadır. Özellikle ikili anlaşmalar ve Vadeli Elektrik Piyasası kapsamında işlem gerçekleştiren katılımcılar bakımından, mali yükümlülüklere uyumun ticari faaliyetlerin sürekliliği üzerindeki etkisinin değerlendirilmesinde bu düzenlemenin de dikkate alınması gerekmektedir.

Yürürlük ve Genel Değerlendirme

Değişiklik Yönetmeliği’nin genel yürürlük tarihi 19 Ekim 2026 olmakla birlikte, bazı uygulamalar bakımından özel geçiş hükümleri öngörülmüştür. On beş dakikalık uzlaştırma dönemine ilişkin altyapı hazırlıklarının en geç 1 Ocak 2027 tarihine kadar tamamlanması ve ilgili uygulamaların bu tarihten önce başlatılmaması ile devredeki termik kaynaklı birimlerin yük değişim eğrilerine göre talimatlandırılmasının 1 Ocak 2027 tarihinde başlaması, aynı tarihle bağlantılı olmakla birlikte farklı hukuki ve teknik konuları düzenlemektedir. Bu ayrımın, katılımcıların uygulamaya hazırlık takvimleri oluşturulurken gözetilmesi uygun olacaktır. 132/E maddesinin dördüncü fıkrasının (c) bendine ilişkin 21 Ekim 2026 tarihli değişiklik ise yayımı tarihinde yürürlüğe girmiştir.

Düzenlemelerin piyasa katılımcılarına yansımaları faaliyet alanlarına göre farklılaşmaktadır. Lisanslı üretim şirketleri bakımından programlama, teklif ve talimat performansı, tedarik şirketleri bakımından fiyat ve uzlaştırma süreçleri, toplayıcılar bakımından portföy kayıtları, uzaktan kontrol ve sapma hesaplamaları, lisanssız üretim tesisi sahipleri bakımından acil durum talimatları ve depolama yatırımcıları bakımından ise çift yönlü enerji akışının yönetimi öne çıkan değerlendirme alanlarıdır.

Genel olarak bakıldığında Değişiklik Yönetmeliği’nin, bildirilen programlar, teknik kapasiteler, Sistem İşletmecisi talimatları ve fiili gerçekleşmeler arasındaki ilişkinin daha ayrıntılı kurallarla ele alınmasına yönelik olduğu görülmektedir. Hükümlerin bir kısmı mevcut piyasa işleyişinin teknik uyumuna odaklanırken bir kısmı da katılımcıların operasyonel yükümlülükleri ve mali riskleriyle daha doğrudan bağlantı kurmaktadır. Bu çerçevede değişikliklerin, ilgili piyasa faaliyetinin özellikleri ve uygulanabilir ikincil düzenlemeler birlikte dikkate alınarak değerlendirilmesinin, yatırımcılar ve diğer piyasa katılımcıları açısından daha sağlıklı bir hukuki ve ticari öngörü oluşturacağı kanaatindeyiz.

@Zeynep EMİROĞLU

Bizimle temasa geçin