Haberler & Bilgiler
Türkiye Yeşil Taksonomisi Yönetmeliği

Türkiye Yeşil Taksonomisi Yönetmeliği (“Yönetmelik”), 24 Eylül 2026 tarihli ve 33380 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanarak aynı tarihte yürürlüğe girmiştir. Yönetmelik, 7552 sayılı İklim Kanunu’nun 8. maddesinin birinci fıkrasının (c) bendi ile 4 sayılı Cumhurbaşkanlığı Kararnamesinin 792/D maddesine dayanılarak hazırlanmıştır.

İklim Kanunu, iklim finansmanı kaynaklarının geliştirilmesi ve finansal kaynakların iklim değişikliğiyle mücadele yatırımlarına yönlendirilmesi kapsamında, taksonominin kurulması ve yürütülmesi görevini İklim Değişikliği Başkanlığına vermektedir. Yönetmelik de bu kanuni çerçeve doğrultusunda ekonomik faaliyetlerin çevresel sürdürülebilirlik bakımından sınıflandırılmasına, taksonomiyle uyumun belirlenmesine, raporlama ve doğrulama süreçlerine ve sistemin kurumsal yapısına ilişkin temel esasları düzenlemektedir.

Yönetmeliğin yaklaşımı, ekonomik faaliyetlerin çevresel niteliklerinin teknik ölçütler çerçevesinde sınıflandırılmasıyla sınırlı değildir. Sürdürülebilir yatırımlara yönelik finansman akışının desteklenmesi ve “yeşil aklama ” olarak nitelendirilebilecek uygulamaların önlenmesi de düzenlemenin amaçları arasında yer almaktadır. Bu itibarla Türkiye Yeşil Taksonomisinin çevresel sürdürülebilirliğin yanı sıra finansmana erişim, yatırım kararları, sürdürülebilir finansman araçları ve kurumsal raporlama süreçleri bakımından da önem kazanabileceği değerlendirilmektedir.

Yönetmelik, daha önce kamuoyunun görüşüne açılan taslak metne kıyasla kapsam, raporlama rejimi, uygulama takvimi, finansal kuruluşların rolü ve sistemin yönetişimi bakımından çeşitli değişiklikler içermektedir. Bu değişiklikler, nihai düzenlemenin yapısının ve uygulamada doğurabileceği sonuçların değerlendirilmesi bakımından ayrıca önem taşımaktadır.

Taslak Metinden Nihai Yönetmeliğe: Temel Değişiklikler

Taslak metin ile nihai Yönetmelik arasındaki farklılıklar, terminoloji ve sistematikte yapılan değişikliklerin ötesine geçmektedir. Özellikle kapsam, raporlama rejimi, uygulama takvimi, teknik tarama kriterlerinin sistem içindeki konumu ve finansal kuruluşların rolü bakımından nihai metinde farklı bir yaklaşım benimsenmiştir.

Taslakta kapsam, “tüm kurum, kuruluş, işletmeler ve bunların ekonomik faaliyetleri” esas alınarak oldukça geniş biçimde tanımlanmıştı. Nihai Yönetmelikte ise kurum, kuruluş ve işletmelerin Ek-1’de yer alan ekonomik faaliyetleri  (Sera Gazı Emisyonlarının Azaltımı İle İlgili Faaliyetler, İklim Değişikliğine Uyum İle İlgili Faaliyetler, Su ve Deniz Kaynaklarının Sürdürülebilir Kullanımı ve Korunması, Döngüsel Ekonomiye Geçiş İle İlgili Faaliyetler, Kirliliğin Önlenmesi ve Kontrolü  ile İlgili Faaliyetler, Biyoçeşitliliğin ve Ekosistemlerin Korunması ile Restorasyonu İle İlgili Faaliyetler) ile finansal kuruluşların yürüttüğü faaliyetler esas alınmıştır. Böylece nihai metinde kapsamın ekonomik faaliyetler ve finansal kuruluşlar bakımından daha belirgin kategorilere ayrıldığı görülmektedir.

Taslak ile nihai metin arasındaki önemli farklılıklardan biri raporlama rejiminde ortaya çıkmaktadır. Taslakta Ek-1’de yer alan uygun ekonomik faaliyetlerden en az birini yürüten kurum, kuruluş ve işletmelerin taksonomi raporlaması yapmasına ilişkin bir düzenleme bulunmakla birlikte, finansal kuruluşlar bakımından ayrı ve zorunlu bir raporlama rejimi öngörülmüştü. Nihai Yönetmelikte ise Ek-1 kapsamında yer alan uygun ekonomik faaliyetlerden en az birini yürüten kurum, kuruluş ve işletmeler bakımından raporlama ihtiyari nitelikte düzenlenmiş olup finansal kuruluşlar bakımından ise zorunlu raporlama rejimi korunmuştur.

Bununla birlikte, nihai Yönetmelikte finansal kuruluşların kendi raporlamalarına konu olabilecek iş ve işlemler bakımından Ek-1 kapsamında raporlama yapan kurum, kuruluş ve işletmelerden taksonomi raporlaması talep edebilmesine imkân tanınmıştır. Bu nedenle hukuken ihtiyari nitelik taşıyan şirket raporlamasının, finansman ilişkileri içinde fiilen önem kazanabileceği değerlendirilmektedir.

Uygulama takvimi de taslağa kıyasla önemli ölçüde değiştirilmiştir. Taslakta finansal kuruluşlar bakımından 1 Ocak 2027 itibarıyla raporlama yükümlülüğünün başlaması öngörülmüşken, nihai Yönetmelikte bu kuruluşların 1 Ocak 2029 tarihine kadar taksonomi raporlaması yapmak zorunda olmayacağı düzenlenmiş olup finansal kuruluşlara iki yıllık ek bir geçiş dönemi tanınmıştır.

Taslakta ayrıca Ek-1 kapsamında raporlama yapan kurum, kuruluş ve işletmeler ile finansal kuruluşlar bakımından farklı %10'luk eşikler ve işletmeler bakımından %25'lik bir eşik öngörülmüştü. Nihai Yönetmelikte finansal kuruluşlara ilişkin bu ayrıntılı eşiklere ve %25'lik eşiğe yer verilmemiş, Ek-1 kapsamındaki uygun ekonomik faaliyetler bakımından hasılat, sermaye giderleri ve işletme giderlerine ilişkin %10'luk eşik korunmuştur.

Teknik tarama kriterlerinin uyumluluk değerlendirmesindeki konumu da değiştirilmiştir. Taslakta teknik tarama kriterlerini sağlamak, uygun ekonomik faaliyetin taksonomiyle uyumlu sayılabilmesi için m.6/1-ç kapsamında ayrıca sayılan dördüncü koşuldu. Nihai Yönetmelikte bu bent çıkarılmış olup bununla birlikte teknik tarama kriterleri uyumluluk değerlendirmesindeki işlevini korumaktadır. Zira nihai Yönetmeliğin 8. ve 9. maddelerinde, sırasıyla önemli ölçüde katkı sağlama ve önemli zarar vermeme değerlendirmelerinin Ek'lerde yer alan kriterler üzerinden yapılması öngörülmektedir. Dolayısıyla teknik tarama kriterlerinin bağımsız bir dördüncü koşul olarak sayılmasından vazgeçilmiş olmakla birlikte, söz konusu kriterler uyum değerlendirmesinin temel araçlarından biri olmaya devam etmektedir.

Katı fosil yakıt kullanılan faaliyetler yönünden de taslak ile nihai metin arasında dikkat çekici bir değişiklik bulunmaktadır. Taslakta çevresel açıdan sürdürülebilir faaliyet olarak kabul edilmeme sonucu, “katı fosil yakıtlar kullanılan elektrik üretim faaliyetleri” bakımından öngörülmüşken, nihai metinde “elektrik” ibaresine yer verilmemiş ve “katı fosil yakıtlar kullanılan üretim faaliyetleri” ifadesi kullanılmıştır. Bu değişiklik lafzen daha geniş bir faaliyet grubuna işaret etmekle birlikte, hükmün somut uygulama kapsamının teknik tarama kriterleriyle birlikte değerlendirilmesi gerekecektir.

Teknik tarama kriterlerinin güncellenmesine ilişkin takvim de değiştirilmiştir. Taslakta güncel kriterlerin her yıl 31 Aralık tarihine kadar yayımlanması öngörülmüşken, nihai Yönetmelikte bu tarih 15 Aralık olarak belirlenmiştir. Güncellenen kriterlerin takip eden yıldan itibaren uygulanacağına ilişkin sistem ise korunmuştur.

Nihai Yönetmelikte ayrıca “taksonomi geçiş planı” sisteme yeni bir unsur olarak dahil edilmiştir. Taslakta bu kavrama ilişkin ayrı bir tanım ve müstakil bir düzenleme bulunmazken, nihai metinde taksonomi geçiş planı raporun tamamlayıcı unsuru olarak düzenlenmiştir. Bu plan ile işletmelerin teknik tarama kriterlerine uyum sağlama veya düşük emisyonlu ekonomiye geçişten kaynaklanan riskleri yönetme amacıyla oluşturdukları stratejik yaklaşımların ortaya konulması öngörülmekte olup ilgili usul ve esaslar Başkanlık tarafından belirlenecektir.

Yeşil aklama bakımından da kapsam genişletilmiştir. Taslakta yeşil aklama, halkla ilişkiler, reklamcılık ve pazarlama yöntemlerinin aldatıcı şekilde kullanılması üzerinden tanımlanırken, nihai Yönetmelikte bu yöntemlere “finansman” da eklenmiştir. Böylece yeşil aklama riski yalnızca çevresel niteliklerin kamuoyuna sunulmasıyla sınırlı olmayan, finansman süreçlerini de kapsayan bir çerçevede ele alınmıştır.

Yönetişim bakımından da bazı değişiklikler yapılmıştır. Taslakta 14 üyeden oluşan Komiteye nihai Yönetmelikte Kamu Gözetimi, Muhasebe ve Denetim Standartları Kurumu da dahil edilmiş ve üye sayısı 15'e çıkarılmıştır. Ayrıca taslakta Komitenin nihai taslak kriterleri değerlendirerek uygun görülmesi halinde Başkanlığa sunması öngörülürken, nihai Yönetmelikte Komiteye bu kriterleri değerlendirme ve karara bağlama görevi verilmiştir.

Taslakta “Doğrulama ve geçerli kılma” başlığı altında düzenlenen konu, nihai Yönetmelikte “Doğrulama” başlığı altında ele alınmış ve raporlamaların doğrulanmasına yönelik usul ve esasların Başkanlık tarafından belirlenmesi öngörülmüştür.

Son olarak bilgi güvenliği ve idari yaptırımlar bakımından da nihai metin daha ayrıntılı bir çerçeve getirmiştir. Taslakta Bilgi ve İletişim Güvenliği Rehberine atıf yapılırken, nihai Yönetmelikte 7545 sayılı Siber Güvenlik Kanunu, 7552 sayılı İklim Kanunu ve bunlara dayanılarak çıkarılan mevzuata uyulması öngörülmüştür. İdari yaptırım bakımından ise taslakta 7552 sayılı İklim Kanununun ilgili hükümlerine genel olarak atıf yapılırken, nihai Yönetmelikte Kanunun uygulanacak hükümlerine daha spesifik biçimde atıf yapılmıştır.

Bu çerçevede taslaktan nihai Yönetmeliğe geçişle birlikte, raporlama rejiminin daha belirgin biçimde farklılaştırıldığı, finansal kuruluşlar için daha uzun bir geçiş döneminin öngörüldüğü, teknik tarama kriterlerinin uyumluluk değerlendirmesi içindeki konumunun yeniden formüle edildiği ve sistemin bazı operasyonel unsurlarının ikincil düzenlemelerle tamamlanacağı bir yapının benimsendiği görülmektedir.

Taksonomi Sisteminde Uygun ve Uyumlu Ekonomik Faaliyet Ayrımı

Yönetmeliğin sistematiğinin doğru anlaşılabilmesi bakımından “uygun ekonomik faaliyet” ile “uyumlu ekonomik faaliyet” kavramları arasındaki ayrım özel önem taşımaktadır. Yönetmelikte “uygun ekonomik faaliyet”, Ek-1'de yer alan ekonomik faaliyet olarak tanımlanmaktadır. Buna göre bir faaliyetin Ek-1 kapsamında yer alması, yalnızca taksonomi kapsamında değerlendirmeye alınabilmesi sonucunu doğurmakta olup faaliyetin çevresel açıdan sürdürülebilir veya taksonomiyle uyumlu olduğu anlamına tek başına gelmemektedir.

Bir ekonomik faaliyetin “uyumlu ekonomik faaliyet” olarak değerlendirilebilmesi için ise Yönetmelikte öngörülen koşulların sağlanması gerekmektedir. Bu çerçevede faaliyetin en az bir çevresel hedefe önemli ölçüde katkı sağlaması, diğer çevresel hedeflere önemli zarar vermemesi ve asgari sosyal koruma önlemlerini karşılaması aranmaktadır.

Bu ayrım, Yönetmeliğin uygulama mantığı bakımından temel niteliktedir. Ek-1, taksonomi kapsamında değerlendirilebilecek ekonomik faaliyetleri belirlemekte, söz konusu faaliyetlerin çevresel açıdan sürdürülebilir kabul edilip edilmeyeceği ise Yönetmelikte öngörülen uyumluluk koşulları çerçevesinde ayrıca değerlendirilmektedir.

Çevresel Hedefler ve Teknik Tarama Kriterleri

Yönetmelikte çevresel sürdürülebilirlik değerlendirmesinin dayandığı çevresel hedefler belirlenmiştir. Bunlar, iklim değişikliğinin azaltılması, iklim değişikliğine uyum, su ve deniz kaynaklarının sürdürülebilir kullanımı ve korunması, döngüsel ekonomiye geçiş, kirliliğin önlenmesi ve kontrolü ile biyolojik çeşitliliğin ve ekosistemlerin korunması ve restorasyonudur.

Bir ekonomik faaliyetin bu hedeflerden en az birine önemli ölçüde katkı sağlaması gerekirken, aynı zamanda diğer çevresel hedeflere önemli zarar vermemesi gerekmektedir. Bu değerlendirmelerde teknik tarama kriterleri belirleyici araçlardan biri olacaktır. Teknik tarama kriterleri Başkanlığın internet sitesinde yayımlanacaktır. Güncellenmeleri halinde güncel kriterlerin her yıl 15 Aralık tarihine kadar yayımlanması ve takip eden yıldan itibaren uygulanması öngörülmektedir.

Katı fosil yakıt kullanılan üretim faaliyetleri

Yönetmelik, teknik tarama kriterleri doğrultusunda katı fosil yakıtlar kullanılan üretim faaliyetlerinin çevresel açıdan sürdürülebilir ekonomik faaliyetler olarak değerlendirilmemesini öngörmektedir.

Taslak metinde bu hüküm “katı fosil yakıtlar kullanılan elektrik üretim faaliyetleri” şeklinde düzenlenmişken, nihai metinde “elektrik” ibaresi çıkarılmıştır. Değişikliğin lafzen daha geniş bir faaliyet grubuna işaret ettiği söylenebilirse de somut kapsamın teknik tarama kriterleri ve ilgili faaliyetin özellikleriyle birlikte değerlendirilmesi gerekecektir. Bu hüküm, özellikle enerji ve sanayi sektörleri bakımından teknik tarama kriterlerinin önemini ortaya koyan düzenlemelerden biridir.

Raporlama Rejimi ve Finansal Kuruluşların Rolü

Yönetmelikte Ek-1 kapsamında yer alan uygun ekonomik faaliyetlerden en az birini yürüten kurum, kuruluş ve işletmeler ile finansal kuruluşlar bakımından farklılaştırılmış bir raporlama rejimi öngörülmesi, sistemin öne çıkan unsurlarından biridir.

Ek-1'de yer alan uygun ekonomik faaliyetlerden en az birini yürüten kurum, kuruluş ve işletmeler, Başkanlıkça yayımlanacak şablonlara uygun olarak taksonomi raporlaması yapabilecektir. Buna karşılık yatırım kuruluşları, kolektif yatırım kuruluşları, portföy yönetim şirketleri, bankalar ile sigorta, reasürans ve emeklilik şirketleri bakımından raporlama zorunludur. Finansal kuruluşlar için ayrıca geçiş süresi öngörülmüş ve bu kuruluşların 1 Ocak 2029 tarihine kadar taksonomi raporlaması yapmak zorunda olmayacağı düzenlenmiştir.

Ek-1 kapsamında yer alan uygun ekonomik faaliyetlerden en az birini yürüten kurum, kuruluş ve işletmeler bakımından raporlamanın ihtiyari, finansal kuruluşlar bakımından ise zorunlu tutulması, sistemin uygulamadaki işleyişi yönünden özel önem taşımaktadır. Finansal kuruluşlar, kendi raporlamalarına konu olabilecek iş ve işlemler bakımından Ek-1 kapsamında raporlama yapan şirketlerden taksonomi raporlaması talep edebilecektir. Bu mekanizmanın, şirketler yönünden genel bir raporlama yükümlülüğü bulunmasa dahi taksonomi verilerinin kredi, yatırım ve diğer finansman süreçlerinde talep edilmesine yol açabileceği değerlendirilmektedir.

Bu çerçevede taksonomi raporlamasının şirketler bakımından yalnızca doğrudan düzenleyici yükümlülükler üzerinden ele alınması yeterli olmayabilir. Özellikle sürdürülebilir finansman araçlarına erişim ve finansal kuruluşlarla yürütülen ilişkiler bakımından, taksonomiye ilişkin düzenli ve güvenilir veri üretme kapasitesinin zaman içinde daha fazla önem kazanabileceği değerlendirilmektedir.

Raporlama altyapısı ve anahtar performans göstergeleri

Ek-1 kapsamındaki kurum, kuruluş ve işletmelerin raporlarının Başkanlığın internet sitesinde yayımlanacak şablonlara göre hazırlanması öngörülmektedir. Finansal kuruluşların raporlama esasları ise ilgili düzenleyici kuruluşlar tarafından belirlenecektir.

Anahtar performans göstergeleri, taksonomiye uygun veya taksonomiyle uyumlu ürün ve hizmetlerden elde edilen hasılat, yatırım giderleri ve işletme giderlerinin oranlarının yanı sıra finansal kuruluşların çevresel sürdürülebilirliği ve çevresel hedefleri ne ölçüde dikkate aldığını ve bunlara ne düzeyde katkı sağladığını gösteren oranları kapsamaktadır.

Finansal kuruluşların kendi anahtar performans göstergelerini hesaplamak için Ek-1 kapsamında raporlama yapan kurum, kuruluş ve işletmelerin güncel verilerini ve anahtar performans göstergelerini kullanması öngörülmektedir. Bu düzenleme, şirketler tarafından üretilen taksonomi verileri ile finansal kuruluşların raporlama süreçleri arasında doğrudan bir bağlantı kurulmasına imkân sağlamaktadır.

Önemlilik Eşiği, Taksonomi Geçiş Planı ve Doğrulama

Yönetmelikte, Ek-1 kapsamında raporlama yapan kurum, kuruluş ve işletmeler açısından %10'luk bir önemlilik eşiği öngörülmüştür. Ek-1 kapsamındaki uygun ekonomik faaliyetlerden kaynaklanan hasılatın toplam hasılata, sermaye giderlerinin toplam sermaye giderlerine veya işletme giderlerinin toplam işletme giderlerine oranının %10'un altında kalması halinde, ilgili ekonomik faaliyetin ilgili anahtar performans göstergesine dahil edilmemesine imkân tanınmaktadır.

Yönetmelikte ayrıca taksonomi geçiş planı raporun tamamlayıcı unsurlarından biri olarak düzenlenmiştir. Geçiş planı, işletmelerin teknik tarama kriterlerine uyum sağlama veya düşük emisyonlu ekonomiye geçişten kaynaklanan riskleri yönetme amacıyla oluşturdukları stratejik yaklaşımı ifade etmektedir.

Doğrulama bakımından ise raporlamaların doğrulanmasına yönelik usul ve esasların Başkanlık tarafından belirlenmesi öngörülmekte olup doğrulama sisteminin uygulamadaki kapsamı ve işleyişinin Başkanlık tarafından belirlenecek ayrıntılarla daha belirgin hale geleceği anlaşılmaktadır.

Şeffaflık ve Yeşil Aklamanın Önlenmesi

Yönetmelik, yeşil aklamanın önlenmesini Türkiye Yeşil Taksonomisinin temel amaçlarından biri olarak ele almaktadır. Yeşil aklama, halkla ilişkiler, reklamcılık, pazarlama veya finansman yöntemlerinin bir ürünün, hizmetin veya faaliyetin çevresel özellikleri hakkında yanıltıcı bir izlenim oluşturacak şekilde kullanılması çerçevesinde tanımlanmaktadır.

Nihai Yönetmelikte finansmanın da bu tanıma dahil edilmesi, taksonomiye ilişkin çevresel iddiaların yalnızca tanıtım ve pazarlama faaliyetleri bakımından değil, finansman süreçleri bakımından da önem taşıyabileceğini göstermektedir. Taksonomi raporlarının Çevrimiçi Taksonomi Yönetim Sistemi üzerinden hazırlanması ve yayımlanması, sistemin şeffaflık boyutunu destekleyen unsurlardan biridir.

Yönetişim, Bilgi Güvenliği ve Yaptırımlar

Türkiye Yeşil Taksonomisinin kurumsal yapısında Taksonomi Teknik Uzman Grubu ile Taksonomi Komitesi temel rol üstlenmektedir. Teknik Uzman Grubu, teknik tarama kriterlerinin hazırlanması ve güncellenmesi süreçlerinde görev yaparken, Komite bu kriterlerin değerlendirilmesi ve karara bağlanmasından sorumludur. Nihai Yönetmelikte Komitenin 15 üyeden oluşması ve Kamu Gözetimi, Muhasebe ve Denetim Standartları Kurumunun da Komitede temsil edilmesi öngörülmüştür.

Bilgi güvenliği bakımından, 7545 sayılı Siber Güvenlik Kanunu, 7552 sayılı İklim Kanunu ve bunlara dayanılarak çıkarılan mevzuata uyulması gerekmektedir. Yönetmelik hükümlerine aykırılık halinde ise İklim Kanunu'nun ilgili hükümleri uyarınca idari yaptırım uygulanması söz konusu olabilecektir.

Uygulama Bakımından Dikkat Edilmesi Gereken Hususlar

Yönetmeliğin uygulanması bakımından kurum, kuruluş ve işletmelerin öncelikle faaliyetlerinin Ek-1 kapsamında yer alıp almadığını değerlendirmeleri önem taşımaktadır. Ek-1 kapsamında yer alan faaliyetler bakımından ise taksonomiye uygunluk ile taksonomiyle uyumluluk arasındaki ayrımın dikkate alınması gerekecektir.

Taksonomi raporlaması yapan kurum, kuruluş ve işletmeler bakımından hasılat, sermaye giderleri ve işletme giderlerine ilişkin verilerin faaliyet bazında ayrıştırılabilmesi önem kazanacaktır. Özellikle %10'luk önemlilik eşiğinin doğru şekilde uygulanabilmesi ve finansal kuruluşlardan gelebilecek veri taleplerinin karşılanabilmesi için söz konusu verilerin izlenebilir ve gerektiğinde doğrulanabilir nitelikte olması yararlı olacaktır.

Özellikle enerji ve üretim şirketleri bakımından, katı fosil yakıt kullanılan üretim faaliyetlerinin çevresel açıdan sürdürülebilir faaliyet olarak değerlendirilmemesine ilişkin hükmün ve bu konuda yayımlanacak teknik tarama kriterlerinin yakından izlenmesi gerekebilecektir.

Finansal kuruluşlar bakımından 1 Ocak 2029 tarihine kadar öngörülen geçiş süresi, gerekli veri ve raporlama altyapısının hazırlanması yönünden önem taşımaktadır. Müşteri ve işlem bazında taksonomi verilerinin toplanması, güncelliğinin izlenmesi, anahtar performans göstergelerine dönüştürülmesi ve ilgili düzenleyici kurumlarca belirlenecek raporlama kurallarına uyarlanması gereği, kuruluşların mevcut süreçleri ile bilgi sistemlerinde değişiklik yapılmasını gündeme getirebilecektir.

Bu nedenle Ek-1 kapsamındaki faaliyetleri yürüten kurum, kuruluş ve işletmeler ile finansal kuruluşların teknik tarama kriterlerindeki güncellemeleri, raporlama şablonlarını, doğrulama esaslarını, Çevrimiçi Taksonomi Yönetim Sisteminin işleyişini ve taksonomi geçiş planına ilişkin düzenlemeleri yakından takip etmelerinde yarar bulunduğu değerlendirilmektedir.

Genel Değerlendirme

Türkiye Yeşil Taksonomisi Yönetmeliği, ekonomik faaliyetlerin çevresel sürdürülebilirlik bakımından sınıflandırılması ile finansman ve raporlama süreçleri arasında bağlantı kurulmasına yönelik temel hukuki ve kurumsal çerçeveyi ortaya koymaktadır.

Yönetmelikte benimsenen sistem, bir sektör veya faaliyetin yalnızca Ek-1'de yer alması sebebiyle doğrudan çevresel açıdan sürdürülebilir kabul edilmesi esasına dayanmamaktadır. Bir ekonomik faaliyetin taksonomiyle uyumlu sayılabilmesi için en az bir çevresel hedefe önemli ölçüde katkı sağlaması, diğer çevresel hedeflere önemli zarar vermemesi ve asgari sosyal koruma önlemlerini karşılaması gerekmektedir. Teknik tarama kriterleri ise özellikle önemli ölçüde katkı ve önemli zarar vermeme değerlendirmelerinin uygulanmasında temel araçlardan biri olarak sistem içindeki önemini korumaktadır.

Nihai Yönetmelikte Ek-1’de yer alan uygun ekonomik faaliyetlerden en az birini yürüten kurum, kuruluş ve işletmeler ile finansal kuruluşlar bakımından farklılaştırılmış bir raporlama rejimi benimsenmiştir. Ek-1 kapsamındaki söz konusu kurum, kuruluş ve işletmeler bakımından raporlama ihtiyari tutulurken, finansal kuruluşlar için zorunlu raporlama öngörülmüş ve bu kuruluşlara 1 Ocak 2029 tarihine kadar bir geçiş süresi tanınmıştır. Bununla birlikte finansal kuruluşların şirketlerden taksonomi raporlaması talep edebilmesine ilişkin mekanizmanın, taksonomi verilerine şirketlerin finansman ilişkileri içinde fiili bir önem kazandırabileceği değerlendirilmektedir.

Taksonomi geçiş planının sisteme dahil edilmesi, yeşil aklama tanımının finansman süreçlerini de kapsayacak şekilde genişletilmesi, raporların kamuya açık olması ve teknik tarama kriterlerinin ayrı bir yönetişim yapısı içinde belirlenmesi, Yönetmeliğin çevresel faaliyetleri sınıflandırmanın ötesine geçen bir düzenleyici çerçeve öngördüğüne işaret etmektedir.

Bununla birlikte sistemin uygulamadaki kapsamı henüz bütün unsurlarıyla belirlenmiş değildir. Teknik tarama kriterleri, raporlama şablonları, doğrulama esasları, finansal kuruluşlara yönelik sektörel kurallar ve taksonomi geçiş planına ilişkin ayrıntılar, Yönetmelik sonrasında yapılacak düzenlemelerle şekillenecektir.

Bu itibarla Yönetmeliğin, Türkiye Yeşil Taksonomisinin temel mimarisini ortaya koyan bir çerçeve düzenleme olarak nitelendirilmesi mümkündür. Sistemin şirket faaliyetleri, yatırım kararları ve finansman süreçleri üzerindeki somut etkilerinin ise teknik kriterler ile ikincil düzenlemelerin tamamlanması ve uygulama pratiğinin gelişmesiyle birlikte daha belirgin hale gelmesi beklenebilir.

@Zeynep EMİROĞLU

Bizimle temasa geçin