24 Temmuz 2026 tarihli ve 33319 sayılı Resmî Gazete ‘de yayımlanan Rüzgâr ve Güneş Enerjisine Dayalı Elektrik Üretim Tesislerinin İmar ve Ruhsat İşlemlerine İlişkin Yönetmelik ("Yönetmelik"), yenilenebilir enerji yatırımlarına ilişkin imar ve ruhsat süreçlerini düzenleyen yeni bir ikincil mevzuat niteliği taşımaktadır. Yönetmelik, 5346 sayılı Yenilenebilir Enerji Kaynaklarının Elektrik Enerjisi Üretimi Amaçlı Kullanımına İlişkin Kanun'a (“Kanun”) 2025 yılında eklenen “İmar ve Ruhsat İşlemleri” başlıklı Ek Madde 1 hükmüne dayanılarak hazırlanmış olup, söz konusu Kanun hükmüyle Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığına (“Bakanlık”) tanınan yetkilerin uygulama esaslarını ortaya koymaktadır.
Düzenleme, ön lisans veya üretim lisansına sahip rüzgâr ve güneş enerji santrallerine ilişkin imar planlarının hazırlanması ve onaylanmasından başlayarak parselasyon işlemleri, yapı ruhsatı, yapı kullanma izin belgesi ve işyeri açma ve çalışma ruhsatına kadar uzanan idari süreçleri tek bir yönetmelik altında sistematik biçimde ele almaktadır. Bu yönüyle Yönetmelik, yalnızca belirli izin süreçlerine ilişkin usulleri düzenlemekle kalmamakta; aynı zamanda Bakanlığın bu süreçlerde üstleneceği rolü, diğer idarelerle olan görev paylaşımını ve yatırımcılar tarafından izlenecek başvuru mekanizmasını da ayrıntılı biçimde ortaya koymaktadır.
Yönetmeliğin kapsamı yalnızca ön lisans veya üretim lisansına sahip rüzgâr enerji santralleri (“RES”) ile güneş enerji santrallerini (“GES”) içermektedir. Bununla birlikte Yönetmelikte açıkça belirtildiği üzere, 3194 sayılı İmar Kanunu'nun “İstisnalar” başlıklı 4. Maddesi hükmü saklı tutulmuş olup, genel imar mevzuatı ile özel düzenleme arasındaki ilişkinin korunmasının amaçlandığı görülmektedir. Dolayısıyla Yönetmelik, genel imar hukukundan tamamen bağımsız yeni bir sistem kurmaktan ziyade, belirli yenilenebilir enerji yatırımları bakımından özel usul ve esaslar öngören tamamlayıcı bir düzenleme niteliğinde görülmektedir.
Yazımızda, Yönetmeliğin dayanağını oluşturan Kanun hükmü ile değerlendirilerek getirilen yeni sistem, öne çıkan düzenlemeler ve uygulamaya muhtemel etkilerini ele alacağız.
Kanuni Dayanak ve Yeni İdari Yetki Çerçevesi
Yönetmeliğin temelini oluşturan düzenleme, 5346 sayılı Kanun'a eklenen Ek Madde 1'dir. Söz konusu hüküm ile Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığına, ön lisans veya üretim lisansına sahip RES ve GES projelerine ilişkin belirli imar ve ruhsat işlemlerini yürütme yetkisi tanınmıştır. Yönetmelik ise bu kanuni yetkinin uygulamada nasıl kullanılacağını ayrıntılı şekilde düzenlemektedir.
Kanun uyarınca Bakanlık, ön lisans veya üretim lisansına sahip rüzgâr ve güneş enerjisine dayalı elektrik üretim tesislerine ilişkin imar planlarını, parselasyon planlarını ve bunlara ilişkin değişiklikleri onaylayabilmektedir. Ayrıca aynı tesisler bakımından yapı ruhsatı, yapı kullanma izin belgesi ve işyeri açma ve çalışma ruhsatının da Bakanlık tarafından düzenlenebilmesi mümkün hale getirilmiştir.
Yönetmelik, söz konusu yetkilerin kullanılmasına ilişkin idari süreci ayrıntılı biçimde düzenleyerek, Kanunda yer alan genel çerçeveyi somutlaştırmaktadır. Bu kapsamda planlama sürecinde izlenecek usuller, başvuru belgeleri, değerlendirme süreleri, ilan ve itiraz mekanizmaları ile ruhsatlandırma süreçleri tek tek belirlenmiştir. Böylece Kanunda öngörülen yetkinin uygulama bakımından nasıl işletileceğine ilişkin bir çerçeve ortaya konulmuştur.
Bunun yanında Kanun yalnızca izin süreçlerini değil, denetim ve yaptırım mekanizmasını da Bakanlığın görev alanına dâhil etmiştir. Buna göre, Bakanlık tarafından onaylanan planlar kapsamında ruhsatsız olarak başlanan yapılar ile Bakanlıkça düzenlenen yapı ruhsatına aykırı yapılaşmalar bakımından 3194 sayılı İmar Kanunu'nun “Ruhsatsız veya ruhsat ve eklerine aykırı olarak başlanan yapılar” başlıklı 32. ve “İdari müeyyideler” başlıklı 42. maddeleri kapsamında yürütülecek işlemler Bakanlık tarafından tesis edilecektir. Yönetmelik de bu yetkiyi ayrıntılı hükümlerle destekleyerek hangi durumlarda nasıl işlem yapılacağını düzenlemektedir.
Bu çerçevede değerlendirildiğinde Yönetmeliğin, yeni bir idari yetki ihdas eden bir düzenlemeden ziyade, Kanun ile oluşturulan yetki sistemini uygulamaya aktararak süreçlerin işleyişini belirleyen bir uygulama yönetmeliği niteliğinde olduğu söylenebilir.
İmar Planı ve Parselasyon Süreçlerinde Oluşturulan Yeni Sistem
Yönetmeliğin en kapsamlı bölümünü, imar planları ile parselasyon işlemlerine ilişkin hükümler oluşturmaktadır. Kanunda Bakanlığa tanınan plan onaylama yetkisi, Yönetmelikte ayrıntılı bir prosedüre bağlanmış olup planlama çalışmalarının hazırlanmasından kesinleşmesine kadar geçen süreç belirli ilke ve usuller çerçevesinde düzenlenmiştir. Bu yönüyle Yönetmelik, yalnızca planların hangi idare tarafından onaylanacağını belirlemekle kalmayıp aynı zamanda planlama sürecinin hangi teknik ve idari esaslara göre yürütüleceğini de ortaya koyar niteliktedir.
Planlama sürecinde genel ilkeler
Yönetmeliğin planlama sürecinin şehircilik ilkeleri ve planlama hiyerarşisi gözetilerek yürütülmesini esas aldığı görülmektedir. Buna göre imar planlarının, hâlihazır haritalar, jeolojik ve jeoteknik etütler ile ilgili kurumlardan temin edilen veriler dikkate alınarak hazırlanması öngörülmektedir. Ayrıca planların, varsa mekânsal strateji planları ile çevre düzeni planları gibi üst ölçekli planlara uygun olması gerektiği açıkça düzenlenmiştir.
Bu çerçevede dikkat çeken hususlardan biri, üst ölçekli planlarda değişiklik yapılmasını gerektiren durumlarda, bu değişikliklerin ilgili idare tarafından onaylanmadan Bakanlıkça alt ölçekli imar planlarının onaylanamayacak olmasıdır. Bu çerçevede Yönetmeliğin, Bakanlığa önemli bir plan onay yetkisi tanırken planlama sisteminin hiyerarşik yapısıyla uyumu da gözettiği söylenebilir. Bu yaklaşım, özel düzenleme ile genel planlama sisteminin birlikte işletilmesini amaçlayan bir denge arayışı olarak değerlendirilebilir.
Bunun yanında jeolojik-jeoteknik etütlere ilişkin hükümler de planlama sürecinin ayrılmaz bir parçası olarak düzenlenmiştir. Onaylı jeolojik-jeoteknik etüt raporu bulunmayan alanlarda imar planı hazırlanamayacağı ve onaylanamayacağı açıkça belirtilmiş, böylece teknik güvenlik kriterlerinin planlama sürecindeki ağırlığı ortaya konulmuştur.
Kurum görüşleri ve planlama sürecinin koordinasyonu
Planlama sürecinde kurum ve kuruluş görüşlerinin alınmasına ilişkin hususlar da Yönetmelikte düzenlenmiştir. Plan müellifi, planlama sürecinde gerekli kurum ve kuruluş görüşlerini temin etmekle yükümlü tutulurken, ilgili kurumlara da planlamaya esas olacak bilgi ve belgeleri eksiksiz şekilde sağlama sorumluluğu yüklenmiştir.
Bu kapsamda Yönetmelik, kurum görüşlerinin en geç otuz gün içinde verilmesini öngörmektedir. Görüş hazırlanabilmesi için uzun süreli etüt veya analiz yapılmasının gerekli olduğu durumlarda ise, ilgili kurumun talebi üzerine otuz günü geçmemek üzere ilave süre verilebileceği düzenlenmiştir.
Bu süre içerisinde görüş verilmemesi halinde plan hakkında olumsuz görüş bulunmadığının kabul edileceği hüküm altına alınmıştır. Bu düzenleme, özellikle çok sayıda kurumun görüşünün gerektiği enerji yatırımlarında idari sürecin belirsiz sürelerle uzamasının önüne geçmeyi amaçlayan önemli mekanizmalardan biri olarak değerlendirilebilir. Bununla birlikte söz konusu düzenleme, kurumların görüş verme yükümlülüğünü ortadan kaldırmamakta, yalnızca belirlenen süre içerisinde görüş sunulmaması halinde planlama sürecinin ilerleyebilmesine imkân tanımaktadır.
Yönetmelikte ayrıca kurumların sayısal verilerini Ulusal Coğrafi Bilgi Sistemi standartlarına uygun şekilde sunmaları öngörülmüş, planlama sürecinde kullanılacak verilerin belirli standartlar çerçevesinde paylaşılmasına ilişkin düzenlemeye yer verilmiştir.
Nazım ve uygulama imar planlarının birlikte yürütülebilmesi
Planlama sürecine ilişkin dikkat çeken bir diğer düzenleme ise nazım ve uygulama imar planlarının uygun koşullarda eş zamanlı yürütülebilmesine imkân tanınmasıdır. Genel uygulamada planlama süreçleri çoğunlukla ardışık şekilde ilerlerken, Yönetmelik belirli şartların varlığı halinde iki plan türünün birlikte hazırlanıp onaylanabilmesine olanak sağlamaktadır. Ayrıca nazım imar planı hazırlanırken alınan kurum görüşlerinin güncelliğini koruması ve uygulama imar planı ayrıntısında yeterli olması halinde, uygulama imar planı için aynı kurum görüşlerinin yeniden istenmeyebileceği düzenlenmiştir.
Bu yaklaşımın, özellikle yatırım takvimlerinin önem taşıdığı yenilenebilir enerji projelerinde idari süreçlerin sadeleştirilmesine katkı sağlamayı amaçladığı söylenebilir. Bununla birlikte uygulamada bu kolaylığın hangi ölçüde kullanılacağı, somut projelerin özelliklerine ve ilgili idarelerin değerlendirmelerine bağlı olarak şekillenecektir.
Elektrik üretim tesislerine özgü plan kararları
Yönetmelik, genel imar mevzuatından farklı olarak enerji üretim tesislerinin teknik ihtiyaçlarını da dikkate alan bazı özel düzenlemeler içermektedir. Bunlardan biri, imar planlarında plan notu ile gösterilmek kaydıyla santralin ihtiyaç duyduğu idari ve barınma amaçlı kullanımlara yer verilebilmesine ilişkin hükümdür. Böylece üretim tesisinin işletilmesi bakımından gerekli yardımcı yapıların planlama aşamasında öngörülebilmesine imkân tanınmaktadır.
Benzer şekilde RES ve GES tesislerinde yapılacak santral yapılarının yüksekliğinin teknolojinin gerektirdiği ölçüde belirlenebilmesi amacıyla "Yençok" değerinin teknoloji esas alınarak belirlenebileceği düzenlenmiştir. Bu hüküm, özellikle rüzgâr türbinleri gibi standart yapı yaklaşımından farklı teknik özellikler taşıyan enerji tesisleri bakımından uygulamaya açıklık getiren düzenlemeler arasında yer almaktadır.
Yönetmelik ayrıca planda belirtilen kullanım amacı dışında tesis yapılamayacağını ve yapılan tesislerin amacı dışında kullanılamayacağını açıkça hüküm altına alarak plan kararlarının bağlayıcılığını vurgulamaktadır.
Planların onaylanması, ilanı ve kesinleşmesi
Kanunda Bakanlığa tanınan plan onaylama yetkisi, Yönetmelikte ayrıntılı idari usullere bağlanmıştır. Buna göre Bakanlığa sunulan plan dosyaları öncelikle içerik ve mevzuata uygunluk bakımından incelenmekte; eksiklik veya hata tespit edilmesi halinde plan müellifine bunların giderilmesi için otuz günlük süre tanınmaktadır. Süresi içinde eksikliklerin tamamlanmaması halinde başvurunun iade edilmesi öngörülmektedir.
Onaylanan planların yürürlüğe girebilmesi için ayrıca Plan İşlem Numarası alınması zorunlu tutulmuştur. Kesinleşen plan paftalarında bu numaranın ve onay bilgilerinin yer alması zorunluluğu da planların izlenebilirliği ve kayıt düzeni bakımından önem taşımaktadır.
Yönetmelik, planların Bakanlık internet sitesinde on beş gün süreyle ilan edilmesini, bu süre içinde itiraz edilmemesi halinde ise planların kesinleşmesini öngörmektedir. Yapılan itirazların Bakanlık tarafından on beş gün içerisinde karara bağlanacağı düzenlenmiş, itirazın kabul edilmesi halinde yalnızca değişen kısımlar bakımından yeniden askı sürecinin işletileceği belirtilmiştir. Böylece hem itiraz hakkının korunması hem de planlama sürecinin gereksiz şekilde uzamamasını sağlayacak dengeli bir mekanizma kurulmaya çalışıldığı görülmektedir.
Parselasyon süreci
Yönetmelik, uygulama imar planının kesinleşmesini takiben gerçekleştirilecek arazi ve arsa düzenlemelerine ilişkin usulleri de ayrıntılı şekilde düzenlemektedir. Bu kapsamda parselasyon planlarının ilgili harita ve arazi düzenleme mevzuatına uygun olarak lisans sahibi tarafından hazırlatılarak Bakanlığa sunulması öngörülmektedir. Bakanlık tarafından uygun bulunan parselasyon planlarının onaylanması, ilan edilmesi, itirazların değerlendirilmesi ve kesinleşmesini takiben kadastro müdürlüğü ile tapu müdürlüğündeki işlemlerin yürütülmesine ilişkin süreç de sistematik biçimde belirlenmiştir.
Bu düzenlemeler birlikte değerlendirildiğinde, Yönetmeliğin yalnızca imar planlarının hazırlanmasına ilişkin esasları değil, planların uygulamaya aktarılmasını sağlayan arazi düzenleme süreçlerini de bütüncül bir yaklaşımla ele aldığı görülmektedir. Böylece Kanunla Bakanlığa tanınan planlama yetkisinin, uygulama aşamasına kadar uzanan bütüncül bir idari mekanizma içerisinde kullanılmasının amaçlandığı söylenebilir.
Yapı Ruhsatı, Yapı Kullanma İzin Belgesi ve İşyeri Açma ve Çalışma Ruhsatı Sürecinde Getirilen Düzenlemeler
Yönetmeliğin üçüncü bölümü, imar planlarının kesinleşmesinden sonra yatırımın fiilen hayata geçirilmesine imkân sağlayan ruhsatlandırma süreçlerini düzenlemektedir. Bu kapsamda yapı ruhsatı, yapı kullanma izin belgesi ve işyeri açma ve çalışma ruhsatına ilişkin başvuru usulleri, değerlendirme süreçleri ve idari esaslar ayrıntılı biçimde belirlenmiştir. Bu düzenlemelerle, Kanun ile Bakanlığa tanınan ruhsatlandırma yetkisinin uygulanmasına ilişkin usul ve esaslara yer verilmiştir.
Bu bölümde, başvuru belgeleri ve ruhsatlandırma sürecine ilişkin usullerin yanı sıra enerji yatırımlarının teknik özelliklerini esas alan bazı düzenlemeler de bulunmaktadır. Bu kapsamda RES ve GES projelerine ilişkin bazı hükümlerin, genel imar mevzuatındaki düzenlemelerden belirli ölçüde farklılaştığı görülmektedir.
Yapı ruhsatı sürecinin çerçevesi
Yönetmeliğe göre yapı ruhsatı başvurusu, lisans sahibi tarafından hazırlatılan mimarlık ve mühendislik projeleri esas alınarak yürütülmektedir. Projelerin ilgili mevzuata, teknik standartlara ve fen, sanat ile sağlık kurallarına uygun şekilde hazırlanması zorunlu tutulmuş olup bu kapsamda proje müellifleri ile diğer teknik sorumluların görevleri de genel imar mevzuatıyla uyumlu şekilde korunmuştur.
Başvuru kapsamında sunulması gereken belgeler ayrıntılı olarak düzenlenmiştir. Tapu kayıtları veya bunların yerine geçebilecek belgeler, imar durum belgesi, proje ve fenni mesul taahhütnameleri, şantiye şefi belgeleri ve yapı müteahhidine ilişkin bilgi ve belgeler bunlar arasında yer almaktadır. Böylece Bakanlığın ruhsatlandırma sürecini yürütürken ihtiyaç duyacağı bilgi ve belgelerin kapsamı açık biçimde belirlenmiştir.
Bununla birlikte Yönetmelik, 5346 sayılı Kanun'un Ek Madde 1 hükmünde yer alan bir düzenlemeye de yer vermektedir. Buna göre acele kamulaştırma kararına dayanılarak mahkemece verilen taşınmaza el koyma kararının yapı ruhsatı başvurularında kullanılabilecek belgeler arasında sayılması, özellikle kamulaştırma süreçleri devam eden enerji yatırımları bakımından dikkate değer bir hüküm niteliği taşımaktadır.
RES ve GES yatırımlarına özgü düzenlemeler
Yönetmeliğin dikkat çeken yönlerinden biri de rüzgâr ve güneş enerjisi yatırımlarının teknik özelliklerini dikkate alan özel hükümler içermesidir. Örneğin GES projelerinde, imar planı hazırlanırken yapılan jeolojik-jeoteknik çalışmaların Bakanlık tarafından yeterli görülmesi halinde, yapı ruhsatı aşamasında ayrıca zemin etüt raporu aranmayabileceği düzenlenmiştir. Bu hükmün, aynı nitelikte teknik incelemelerin tekrar edilmesini önlemeyi ve süreçlerin gereksiz biçimde uzamasını engellemeyi amaçladığı değerlendirilebilir. Bununla birlikte nihai değerlendirme yetkisinin Bakanlıkta bırakılmış olması, bu kolaylığın her proje bakımından otomatik olarak uygulanmayacağını göstermektedir.
Benzer şekilde Yönetmelik, özel mülkiyete konu taşınmazlar üzerinde kurulacak GES projeleri bakımından da özel bir düzenleme öngörmektedir. Buna göre, üretim lisansı süresiyle uyumlu ve en az on yıl süreli olmak üzere tapuya şerh edilen irtifak hakkı veya kira sözleşmesi de belirli şartların sağlanması halinde ruhsat başvurularında kullanılabilecek belgeler arasında yer alabilecektir. Bu düzenleme, yatırımcıların taşınmaz kullanımına ilişkin hukuki ilişkilerinin ruhsat sürecinde nasıl değerlendirileceğine açıklık getirmesi bakımından önem taşımaktadır.
RES ve GES projelerinin teknik farklılıkları proje kapsamına ilişkin hükümler bakımından da gözetilmiştir. Yönetmelik uyarınca RES projelerinde rüzgâr türbinleri, GES projelerinde ise güneş panelleri ve taşıyıcı sistemleri için elektrik ve mekanik tesisat projelerinin ayrıca aranmayacağı düzenlenmiştir. Böylece enerji üretim tesislerinin kendine özgü teknik yapısı dikkate alınarak genel yapı ruhsatı prosedürüne belirli istisnalar getirilmiştir.
Yapı inşaat alanının tanımlanması
Yönetmelikte yapı inşaat alanları RES ve GES bakımından farklı esaslara bağlanmıştır. Buna göre RES projelerinde yapı inşaat alanı, rüzgâr türbinlerinin temel alanı esas alınarak tanımlanırken, GES projelerinde panel taşıyıcı ayaklarının zemin üzerinde kapladığı alan esas alınmaktadır.
Bu yaklaşım, enerji üretim tesislerinin klasik bina anlayışından farklı teknik özelliklere sahip olması nedeniyle önem taşımaktadır. Özellikle geniş arazi üzerine yayılan güneş enerji santralleri ile noktasal yapı karakteri taşıyan rüzgâr türbinleri bakımından farklı ölçütlerin benimsenmesi, uygulamada ortaya çıkabilecek tereddütlerin giderilmesine katkı sağlayabilecek niteliktedir.
Başvuruların değerlendirilmesi ve süreler
Yönetmelik, başvuruların değerlendirilmesine ilişkin belirli süreler de öngörmektedir. Buna göre yapı ruhsatı başvurularında herhangi bir eksiklik veya aykırılık bulunmaması halinde ruhsatın başvuru tarihinden itibaren otuz gün içerisinde düzenlenmesi öngörülmektedir. Eksiklik tespit edilmesi halinde ise bunların tamamlanması istenmekte ve eksikliklerin giderilmesinden sonra aynı değerlendirme süreci yeniden işletilmektedir.
Sürelerin Yönetmelikte açık biçimde düzenlenmiş olması, başvuru süreçlerinin belirli bir takvim çerçevesinde yürütülmesini amaçlayan önemli düzenlemelerden biri olarak değerlendirilebilir. Bununla birlikte bu sürelerin, başvurunun eksiksiz ve mevzuata uygun şekilde yapılması şartına bağlı olduğu da göz önünde bulundurulmalıdır.
Yapı kullanma izin belgesi
Yapı ruhsatına uygun şekilde tamamlanan tesisler bakımından lisans sahibi tarafından Bakanlığa başvuruda bulunulması gerekmektedir. Başvuru sırasında fenni mesuller tarafından hazırlanan ve yapının ruhsat eki projelere, ilgili standartlara ve teknik kurallara uygun şekilde tamamlandığını gösteren uygunluk raporunun sunulması zorunlu tutulmuştur.
Başvurunun uygun bulunması halinde yapı kullanma izin belgesinin otuz gün içerisinde düzenleneceği öngörülmektedir. Eksiklik tespit edilmesi halinde ise bunların giderilmesi istenmekte ve eksikliklerin tamamlanmasının ardından değerlendirme süreci yeniden yürütülmektedir.
Yönetmelikte ayrıca yapının belirli bölümlerinin bağımsız olarak kullanılmasının mümkün olduğu durumlarda, ortak kullanım alanlarının tamamlanmış olması ve ilgili bölümlerde mevzuata aykırılık bulunmaması şartıyla kısmi yapı kullanma izin belgesi düzenlenebilmesine de imkân tanınmaktadır. Bu düzenleme, büyük ölçekli enerji yatırımlarında tesisin belirli bölümlerinin farklı zamanlarda tamamlanabildiği projeler bakımından uygulamada esneklik sağlayabilecek hükümler arasında değerlendirilebilir.
İşyeri açma ve çalışma ruhsatı
Yönetmelik, işyeri açma ve çalışma ruhsatı bakımından da Bakanlığın yetkisini somutlaştırmaktadır. Lisans sahibi veya yetkili temsilcisi tarafından Bakanlığa yapılacak başvurunun ilgili mevzuata uygun bulunması halinde işyeri açma ve çalışma ruhsatının beş gün içerisinde düzenlenmesi öngörülmektedir. Bununla birlikte Yönetmelik, düzenlenen ruhsatın doğrudan kesinleşmeyeceğini, belge düzenlendikten sonra otuz gün içerisinde sahada yapılacak kontroller sonucunda ruhsatın kesinleşeceğini hükme bağlamaktadır.
Saha incelemesinde uygunsuzluk tespit edilmesi halinde yatırımcıya bir defaya mahsus olmak üzere on beş günlük düzeltme süresi verilmesi, bu süre sonunda aykırılığın giderilmemesi halinde ise ruhsatın iptal edilmesi öngörülmektedir.
Bu düzenlemeler, ruhsatlandırma sürecinin yalnızca belge düzenlenmesiyle sınırlı tutulmadığını, ruhsat sonrasında da belirli denetim mekanizmalarının öngörüldüğünü göstermektedir. Özellikle işyeri açma ve çalışma ruhsatının beyana dayalı olarak düzenlenmesine rağmen sonradan yapılacak saha denetimiyle kesinleşmesi, yatırımın faaliyete geçirilmesi ile kamu denetimi arasında denge kurulmasını amaçlayan bir yaklaşım olarak değerlendirilebilir.
Denetim ve Yaptırım Mekanizması
Yönetmelik, imar planlarının hazırlanması ve ruhsatlandırma süreçlerinin yanı sıra, ruhsatsız veya ruhsata aykırı yapılaşma halinde izlenecek idari mekanizmayı da düzenlemektedir. Bu yönüyle düzenleme Kanun ile Bakanlığa verilen denetim yetkisinin nasıl kullanılacağını da ortaya koymaktadır.
5346 sayılı Kanun'un Ek Madde 1 hükmü uyarınca, Bakanlık tarafından onaylanan imar planları kapsamında ruhsatsız olarak yapımına başlanan yapılar ile Bakanlık tarafından düzenlenen yapı ruhsatına aykırı olduğu tespit edilen yapılar bakımından 3194 sayılı İmar Kanunu'nun 32. ve 42. maddeleri çerçevesinde yürütülecek işlemler Bakanlık tarafından tesis edilmektedir. Yönetmelik de bu hükmü ayrıntılandırarak denetim sürecinin hangi esaslar çerçevesinde yürütüleceğini düzenlemektedir.
Bu kapsamda ruhsatsız yapılaşmanın Bakanlığa ihbar edilmesi, Bakanlık tarafından tespit edilmesi veya herhangi bir şekilde öğrenilmesi halinde gerekli idari işlemler Bakanlık tarafından yürütülmektedir. Aynı şekilde Bakanlıkça düzenlenen yapı ruhsatına aykırı uygulamaların tespit edilmesi halinde de ilgili işlemler yine Bakanlık tarafından gerçekleştirilmektedir.
Bununla birlikte Yönetmelik, denetim yetkisini tamamen merkezi idareye bırakmamakta, yıkım kararlarının uygulanması bakımından mahallî idarelerin görevini korumaktadır. Buna göre, Bakanlık tarafından yıkım kararı alınmasını gerektiren bir durumun bulunması halinde, yıkım işlemi büyükşehir belediyesi, belediye veya il özel idaresi tarafından yerine getirilecek ve buna ilişkin masraflar ise lisans sahibinden tahsil edilecektir.
Bu sistem birlikte değerlendirildiğinde, Yönetmeliğin ruhsatlandırma sonrasında da Bakanlığın gözetim ve denetim fonksiyonunu sürdüren bütüncül bir idari yapı oluşturmayı amaçladığı görülmektedir.
Yönetmelikte hüküm bulunmayan hâller ve uygulamaya ilişkin diğer esaslar
Yönetmelik, kapsamına girmeyen hususlarda ilgili mevzuat hükümlerinin uygulanacağını açıkça düzenlemektedir. Bu yaklaşım, Yönetmeliğin genel imar ve yapı mevzuatından tamamen bağımsız yeni bir sistem kurmadığını, yalnızca RES ve GES yatırımlarına özgü konularda özel usuller belirlediğini göstermektedir.
Ayrıca Yönetmelik kapsamında yürütülecek bütün iş ve işlemler bakımından lisans sahiplerinin Ek-1'de yer alan taahhütnameyi Bakanlığa sunmaları zorunlu tutulmuştur. Bunun yanında Bakanlığa, gerekli görülmesi halinde yerinde inceleme ve araştırma yapma yetkisi de tanınmıştır. Bu düzenlemeler, Bakanlığın ruhsatlandırma süreci ile sınırlı olmayan, uygulamaya yönelik gözetim fonksiyonunu da destekliyor görünmektedir.
Genel Değerlendirme
24 Temmuz 2026 tarihinde yürürlüğe giren Yönetmelik, 5346 sayılı Kanun'a eklenen Ek Madde 1 ile oluşturulan yeni idari yetki sisteminin uygulama esaslarını ortaya koymaktadır. Bu yönüyle Yönetmelik, yeni bir yetki ihdas etmekten ziyade Kanun ile tanınan yetkilerin hangi usuller çerçevesinde kullanılacağını ayrıntılı şekilde düzenleyen bir uygulama yönetmeliği niteliği taşımaktadır.
Düzenleme birlikte değerlendirildiğinde, Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığının özellikle lisanslı rüzgâr ve güneş enerjisi yatırımlarına ilişkin imar planları, parselasyon işlemleri ve ruhsat süreçlerinde daha belirgin bir rol üstlenmesinin amaçlandığı görülmektedir. Yönetmelik de bu yeni görev dağılımını destekleyecek şekilde planlama, ruhsatlandırma ve denetim süreçlerini tek bir düzenleme altında toplamaktadır.
Bunun yanında Yönetmelikte yalnızca yetki devrine ilişkin hükümler yer almamakta, süreçlerin nasıl işleyeceğine ilişkin ayrıntılı usuller de belirlenmektedir. Planlama sürecinde kurum görüşlerine ilişkin sürelerin düzenlenmesi, planların ilan ve itiraz mekanizmasının açıklığa kavuşturulması, başvuru belgelerinin sistematik hâle getirilmesi, değerlendirme sürelerinin belirlenmesi ve RES ile GES projelerinin teknik özelliklerine özgü bazı istisnalara yer verilmesi, uygulamada öngörülebilirliği artırmayı hedefleyen düzenlemeler arasında sayılabilir.
Özellikle enerji yatırımlarının teknik özelliklerini dikkate alan hükümler, Yönetmeliğin genel imar mevzuatının tekrarından ibaret olmadığını göstermektedir. RES ve GES projeleri bakımından yapı inşaat alanının farklı esaslara bağlanması, bazı teknik projeler bakımından istisnalar öngörülmesi ve GES projelerine özgü belirli kolaylaştırıcı düzenlemelere yer verilmesi, bu kapsamda değerlendirilebilecek düzenlemeler arasındadır.
Yönetmelik metninde yer verilen düzenlemelerin uygulamadaki karşılığının, düzenlemenin içeriğinin yanı sıra çeşitli idari ve kurumsal unsurlara da bağlı olduğu görülmektedir. Özellikle Bakanlığın uygulama pratiği, ilgili kurumlar arasındaki koordinasyon, elektronik başvuru süreçlerinin işleyişi ve yeni yetki paylaşımının uygulamaya nasıl yansıyacağı, Yönetmeliğin yatırım süreçlerine sağlayacağı katkının belirlenmesinde önemli rol oynayacaktır.
Sonuç olarak Yönetmelik, lisanslı RES ve GES yatırımlarına ilişkin imar ve ruhsat süreçlerini tek bir idari çerçeve altında toplayarak uygulamaya açıklık kazandırmayı amaçlayan önemli bir ikincil mevzuat düzenlemesi niteliğindedir. Kanun ile oluşturulan sistemin uygulamaya aktarılması bakımından ayrıntılı usuller ortaya koyan Yönetmeliğin, özellikle idari süreçlerin standartlaştırılması ve görev dağılımının daha belirgin hâle getirilmesi bakımından önemli bir işlev üstlenmesi beklenebilir. Bununla birlikte düzenlemenin yatırım süreçlerine sağlayacağı fiilî katkının, uygulamanın zaman içerisinde nasıl şekilleneceği ve Bakanlık tarafından geliştirilecek idari pratiğe bağlı olarak daha net şekilde ortaya çıkacağı değerlendirilmektedir.
@Zeynep EMİROĞLU
Bizimle temasa geçin