Haberler & Bilgiler
Elektrik Piyasası Mevzuatında Taslak Değişiklikler

ELEKTRİK PİYASASINA İLİŞKİN MEVZUAT DEĞİŞİKLİĞİ TASLAKLARI: ÖNE ÇIKAN DÜZENLEMELER VE OLASI ETKİLERİ

Enerji Piyasası Düzenleme Kurumu (“EPDK”), 4 Haziran 2026 tarihinde yayımladığı duyuru ile elektrik piyasasına ilişkin çeşitli mevzuatlarda değişiklik öngören kapsamlı bir düzenleme paketini kamuoyu görüşüne açmıştır. Toplam on ayrı düzenleme taslağından oluşan paket için görüş bildirme süresi 15 Haziran 2026 tarihi mesai bitimi olarak belirlenmiştir.

Kamuoyu görüşüne açılan taslaklar; dengeleme ve uzlaştırma süreçleri, dengeleme güç piyasası uygulamaları, lisanssız elektrik üretimi, yenilenebilir enerji destek mekanizmaları, bağlantı ve sistem kullanım hükümleri, yan hizmetler, organize sanayi bölgelerinin elektrik piyasası faaliyetleri ile çeşitli piyasa işletim süreçlerine ilişkin düzenlemeleri kapsamaktadır. Bu yönüyle paket, elektrik piyasasının teknik işleyişinden piyasa katılımcılarının hak ve yükümlülüklerine kadar uzanan geniş bir düzenleme alanına temas etmektedir.

Taslakların bütüncül olarak değerlendirilmesi, EPDK’nın son dönemde elektrik piyasasında ortaya çıkan ihtiyaçlar, uygulamada karşılaşılan tereddütler ve piyasa yapısındaki dönüşümler doğrultusunda çeşitli düzenlemelerde güncelleme yapmayı amaçladığını göstermektedir. Bununla birlikte, her bir taslağın kapsamı ve etkisi farklılık göstermekte, bazı değişiklikler mevcut uygulamaların netleştirilmesine yönelik teknik düzenlemeler niteliği taşırken, bazıları ise piyasa işleyişi üzerinde daha belirgin sonuçlar doğurabilecek yapısal değişiklikler içermektedir.

Bu kapsamda çalışmamızda, kamuoyu görüşüne açılan on ayrı düzenleme taslağı ayrı başlıklar altında incelenecektir. Her bir taslak bakımından öngörülen değişiklikler özetlenecek, öne çıkan düzenlemelere değinilecek ve ilgili değişikliklerin mevcut düzenleyici çerçeve içerisindeki yeri genel hatlarıyla değerlendirilecektir. Çalışmanın amacı, kamuoyu görüşüne açılan taslaklara ilişkin temel değişiklikleri ve dikkat çeken hususları tek bir çatı altında ortaya koymaktır.

Nihai düzenlemelerin, kamuoyu görüş sürecinde iletilecek değerlendirmeler doğrultusunda değişikliğe uğrayabileceği dikkate alınmakla birlikte, mevcut taslaklar EPDK’nın düzenleme öncelikleri ve piyasanın gelecekteki yönelimi bakımından önemli ipuçları sunmaktadır.

1) Yenilenebilir Enerji Kaynaklarının Belgelendirilmesi ve Desteklenmesine İlişkin Yönetmelikte Değişiklik Yapılmasına Dair Yönetmelik Taslağı

Taslak değişikliklerin genel olarak depolamalı tesislerde YEKDEM hesaplamalarının netleştirilmesi, sistem işletmecisi talimatlarına uyumun desteklenmesi, lisanssız üretim tesislerine ilişkin ödeme mekanizmasının güncellenmesi ve destek mekanizmalarına ilişkin denetim süreçlerinin güçlendirilmesine yönelik düzenlemeler içerdiği görülmektedir.

Taslağın genel gerekçesinde de açıkça ifade edildiği üzere, özellikle depolama ünitelerinin kendi iç tüketimleri nedeniyle ortaya çıkan enerji hareketlerinin YEKDEM hesaplamalarına etkisi, acil durum talimatları kapsamında üretim davranışlarının destekleme mekanizmasına yansıması ve haksız yararlanma durumlarının önlenmesi düzenlemenin temel hareket noktalarını oluşturmaktadır.

Depolamalı Tesislere İlişkin Düzenlemelerin Amacı

Taslağın önemli bölümlerinden biri Madde 8 kapsamında depolamalı üretim tesislerine yönelik yeni hükümlerden oluşmaktadır. Mevcut düzenlemede depolama ünitesinde hangi enerjinin YEKDEM kapsamında değerlendirileceğine ilişkin temel prensipler yer almakla birlikte, depolama ünitesinin kapasitesinin aşılması, farklı kaynaklardan gelen enerjilerin aynı depoda bulunması ve YEKDEM’e sonradan katılan tesislerde depoda bulunan enerjinin statüsü gibi hususlar açık şekilde düzenlenmemiştir.

Taslak ile getirilen yeni 12’nci fıkrada, depolama tesisinde tutulan sanal kayıtların toplamının hiçbir şekilde işletmedeki fiziksel kapasiteyi aşamayacağı hükme bağlanmaktadır. Böylece depolama ünitesinde fiilen bulunması mümkün olmayan enerji miktarlarının sanal kayıtlar üzerinden YEKDEM hesabına konu edilmesinin önüne geçilmesinin amaçlandığı değerlendirilmektedir. Ayrıca kapasite dolduktan sonra yeni enerji depolanması halinde mevcut kayıtların oransal azaltılması öngörülmektedir. Bu yöntemin depolama ünitesinin enerji kaynakları bazında sanal kayıtların depolama ünitesinin işletmedeki kapasitesi ile daha uyumlu şekilde tutulmasının amaçlandığı değerlendirilmektedir.

 Yeni 13’üncü fıkra ise YEKDEM’e sonradan katılan tesisler açısından önem taşımaktadır. Buna göre YEKDEM’e katılım tarihinden önce depoda bulunan enerjiye YEKDEM ödemesi yapılmayacaktır. Bu düzenleme ile yatırımcının YEKDEM dışında olduğu dönemde depoladığı enerjiyi daha sonra YEKDEM kapsamına sokarak destek ödemesi almasının önüne geçilmek istendiği değerlendirilmektedir.

Bu değişiklikler birlikte değerlendirildiğinde, depolamalı üretim tesislerinde destek kapsamındaki enerji ile destek kapsamı dışındaki enerjinin ayrıştırılmasına yönelik daha sıkı bir muhasebe ve izleme sistemi kurulmasının amaçlandığı görülmektedir.

Lisanssız Üretim Tesislerine İlişkin Ödeme Mekanizmasının Değiştirilmesi

Taslakta Madde 12 ve Madde 18’de yapılan değişikliklerle lisanssız üretim tesislerine ilişkin ödeme sisteminde yeni bir unsur tanımlanmaktadır. Buna göre Teslim Edilmeyen Talimat Lisanssız Maliyet Tutarı (“TELMT”) isimli yeni bir maliyet bileşeni oluşturulmaktadır. Bu tutar, lisanssız üretim tesislerinin Elektrik Piyasasında Lisanssız Elektrik Üretim Yönetmeliği kapsamında verilen talimatları yerine getirmemesi durumunda hesaplanan maliyetleri ifade etmektedir. Taslak uyarınca bu tutarın YEKDEM hesaplamalarına dahil edilmesi suretiyle lisanssız üretim tesislerine ilişkin talimat ihlallerinin mali sonuçlarının destek mekanizmasına yansıtılması öngörülmektedir.

Bu değişiklikle birlikte TELMT doğrudan üreticiye değil, görevli tedarik şirketi veya toplayıcı üzerinden YEKDEM hesaplamasına yansıtılmaktadır. Dolayısıyla düzenlemenin temel amacı yalnızca mali bir hesaplama değişikliği yapmak değil, aynı zamanda lisanssız üretim tesislerini sistem işletmecisi talimatlarına uyma konusunda ekonomik olarak teşvik etmek olarak gözükmektedir.

Acil Durum Talimatlarına Uyumun Arttırılması

Taslağın bir diğer önemli bölümü Madde 23’te yapılan değişiklikler olup doğrudan sistem güvenliği ve arz güvenliği hedeflerine hizmet etmektedirler. TEİAŞ tarafından acil durum ve DGP kapsamındaki belirli sistem koşullarında verilen talimatlar verilmesi halinde piyasa katılımcısının beklenen üretim düzeyi hesaplanmakta ve bu düzeyin üzerindeki üretimler ayrıca değerlendirilmektedir.

Yeni düzenleme ile Piyasa Takas Fiyatının (“PTF”) belirli sistem koşullarında ve ilgili maddede tanımlanan şartların gerçekleştiği uzlaştırma dönemlerinde, beklenen üretim düzeyinin üzerinde kalan üretim miktarlarının YEKDEM kapsamında değerlendirilmesine ilişkin yeni kurallar getirilmektedir. Başka bir ifadeyle, sistem işletmecisinin üretimin azaltılmasını istediği dönemlerde katılımcının üretime devam ederek destek geliri elde etmesi engellenmektedir.

Düzenleme aynı zamanda YEKDEM desteklerinin sistem güvenliği hedefleriyle uyumlu hale getirilmesine yönelik bir adım olarak değerlendirilebilir. Bu yönüyle taslağın yalnızca mali bir düzenleme değil, aynı zamanda işletme güvenliği ve dengeleme politikası niteliği de taşıdığı görülmektedir.

Haksız ve Yersiz Ödemelere Karşı Daha Sıkı Denetim

Madde 27’de yapılan değişiklikler taslağın en güçlü denetim boyutunu oluşturmaktadır. Mevcut düzenleme büyük ölçüde yanıltıcı bilgi veya belge verilmesi halinde ödenen tutarların geri alınmasına odaklanmakta olup taslak ise bu sistemi daha ayrıntılı ve daha yaptırımcı hale getirmektedir. Özellikle nihai YEK listesinden çıkarma, geçmiş dönem ödemelerinin geri alınması, faiz uygulanması, yerli aksam desteklerinin geri tahsili, sahte veya yanıltıcı belge kullanımında ilave yaptırımlar uygulanması hususları ayrıntılı şekilde düzenlenmektedir.

Yeni hükümlerle birlikte yalnızca YEKDEM’e katılım şartlarının değil, yerli aksam desteğinden yararlanma şartlarının da daha sıkı şekilde denetleneceği anlaşılmaktadır. Bu kapsamda Bakanlığın yerli aksam değerlendirmeleri ile piyasa işletmecisinin geri tahsil mekanizması arasında daha güçlü bir bağlantı kurulmaktadır. Dolayısıyla taslağın önemli hedeflerinden birinin de YEKDEM ve yerli aksam destek mekanizmalarının bütünlüğünü korumak ve desteklerin yalnızca gerçekten hak kazanan tesislere yönlendirilmesini sağlamak olduğu anlaşılmaktadır.

Değerlendirme

Taslak düzenleme bütüncül olarak değerlendirildiğinde yeni bir teşvik mekanizması oluşturmaktan veya destek seviyelerini artırmaktan ziyade, mevcut destek mekanizmasının daha kontrollü, daha denetlenebilir ve sistem ihtiyaçlarıyla daha uyumlu şekilde işletilmesini amaçladığı anlaşılmaktadır.

Düzenlemenin merkezindeki üç temel politika tercihi, depolama tesislerinde YEKDEM kapsamındaki enerjinin daha hassas ayrıştırılması, sistem işletmecisi talimatlarına uyumun ekonomik teşviklerle güçlendirilmesi ve haksız yararlanma ve fazla ödeme risklerinin azaltılması olarak görülmektedir. Bu çerçevede taslağın mevcut destek mekanizmasının uygulanmasına ilişkin kuralları daha ayrıntılı hale getirmeyi ve destek mekanizmasının sistem işletimi ile uyumunu güçlendirmeyi amaçladığı değerlendirilebilir.

2)   Organize Sanayi Bölgelerinin ve Endüstri Bölgelerinin Elektrik Piyasası Faaliyetlerine İlişkin Yönetmelikte Değişiklik Yapılmasına Dair Yönetmelik Taslağı

Bu taslağın genel gerekçesi ve eklenen hükümleri birlikte değerlendirildiğinde, düzenlemenin temel amacının artan lisanssız üretim kapasitesinin şebeke işletmesi üzerindeki etkilerini yönetebilmek ve TEİAŞ'ın acil durum müdahale mekanizmasını OSB ve Endüstri Bölgelerini de kapsayacak şekilde genişletilmesi olduğu değerlendirilebilir.

Lisanssız üretim tesislerine müdahale mekanizmasının güçlendirilmesi

Son yıllarda özellikle güneş enerjisi santrali yatırımlarındaki hızlı artış nedeniyle bazı bölgelerde üretim miktarı tüketim miktarının üzerine çıkabilmektedir. Bu durum frekans dengesizlikleri, ters güç akışları, iletim ve dağıtım sistemlerinde teknik kısıtlar ve bölgesel üretim fazlaları gibi sorunlara yol açabilmektedir. Taslak düzenleme, bu tür durumlarda TEİAŞ tarafından verilen üretim kısıntı talimatlarının yalnızca klasik dağıtım şirketleri tarafından değil, dağıtım lisansı sahibi Organize Sanayi Bölgeleri ve Endüstri Bölgeleri tarafından da uygulanmasını açık bir yükümlülük haline getirmektedir. Başka bir ifadeyle, OSB veya EB içerisinde faaliyet gösteren lisanssız üretim tesisleri de sistem güvenliğinin gerektirdiği durumlarda üretimlerini azaltmak veya tamamen durdurmak zorunda kalabilecektir.

Toplayıcılık modelinin sahada uygulanmasının desteklenmesi

Taslakta dikkat çeken hususlardan biri, yeni hükümlerde görevli tedarik şirketleri ile toplayıcıların birlikte anılmasıdır. Bu yaklaşım, EPDK tarafından son dönemde uygulamaya alınan toplayıcılık modelinin uygulamada etkin şekilde işletilmesine yönelik bir adım olarak değerlendirilebilir. Böylece toplayıcı portföyünde bulunan lisanssız üretim tesislerine sistem işletmesi açısından gerekli görülen durumlarda üretim azaltma veya üretim durdurma talimatları iletilebilecek ve bu talimatların uygulanması sağlanabilecektir. Dolayısıyla düzenlemenin şebeke güvenliği amacının yanında, toplayıcılık faaliyetlerinin acil durum talimat süreçlerine entegrasyonunu da destekleyebilecek bir çerçeve oluşturduğu değerlendirilebilir.

Veri paylaşım yükümlülüğünün oluşturulması

Taslağın bir önemli ayağını da veri paylaşım yükümlülüğü oluşturmaktadır. Yeni düzenlemeye göre OSB ve EB'ler, dağıtım sistemlerine bağlı lisanssız üretim tesislerine ilişkin bilgileri ve talimat kapsamındaki tesislerin verilen talimatları yerine getirip getirmediğine ilişkin verileri görevli tedarik şirketleri ve toplayıcılarla paylaşmakla yükümlü olacaktır. Bu düzenlemenin, izleme ve doğrulama mekanizmasının oluşturulmasına hizmet etmeyi amaçladığı söylenebilir.

 Çünkü mevcut yapıda talimatın verilmesi ile talimatın sahada uygulanmasının takibi arasında çeşitli boşluklar oluşabilmektedir. Bu düzenlemenin, talimatların uygulanmasının izlenmesi ve doğrulanmasına ilişkin süreçlerin daha sistematik şekilde yürütülmesine katkı sağlamasının amaçlandığı değerlendirilebilir.

Taslağın Ortaya Çıktığı Düzenleyici Bağlam

Taslağın satır aralarına bakıldığında daha geniş kapsamlı bir politika tercihi dikkat çekmektedir. Türkiye elektrik sistemi son yıllarda yoğun güneş enerjisi yatırımları, depolamalı elektrik üretim tesisleri, lisanssız üretim kapasitesindeki büyüme ve dağıtık enerji kaynaklarının yaygınlaşması nedeniyle geçmiş dönemlere kıyasla çok daha karmaşık bir yapıya dönüşmüştür.

Geçmişte sistem işletmesi büyük ölçüde TEİAŞ ve lisanslı üretim şirketleri üzerinden yürütülürken, günümüzde binlerce megavat büyüklüğe ulaşan lisanssız üretim kapasitesi de sistem işletmesini doğrudan etkileyen bir unsur haline gelmiştir. Bu nedenle EPDK ve TEİAŞ'ın yaklaşımının, lisanssız üretim tesislerinin de sistem işletmesinin aktif bir parçası olarak değerlendirilmesi yönünde geliştiği gözlemlenmektedir. Bu taslak da söz konusu yaklaşımın somut örneklerinden biri olarak değerlendirilebilir.

Yatırımcılar açısından şebeke güvenliğinin güçlendirilmesi, acil durumlarda daha hızlı müdahale imkânı sağlanması, toplayıcılık piyasasının işlerliğinin artırılması, talimat süreçlerinde görev ve sorumlulukların netleştirilmesi gibi olumlu sonuçlar doğurabilecektir. Bununla birlikte, lisanssız üretim tesisleri açısından üretim kısıntısı talimatlarının uygulanmasına ilişkin mekanizmanın daha etkin hale gelmesi bazı sonuçları da beraberinde getirebilecektir. Özellikle yüksek üretim dönemlerinde güneş enerjisi santrallerinin daha sık kısıntıya maruz kalabilmesi, OSB ve EB yönetimlerine yeni operasyonel yükümlülükler getirilmesi, veri paylaşımı ve raporlama yükümlülüklerinin artırılması ve Kanunun 16’ncı maddesine yapılan atıf nedeniyle idari yaptırım risklerinin oluşması gibi hususların dikkate alınması gerekebileceği kanaatindeyiz.

Değerlendirme

Bu taslak ilk bakışta yalnızca iki maddelik teknik bir değişiklik gibi görünse de gerçekte çok daha önemli bir yaklaşım değişikliğinin işaretlerini taşımaktadır. EPDK’nın, taslak ile lisanssız üretim tesislerinin sistem işletmesine daha aktif şekilde entegre edilmesi yönünde bir yaklaşım benimsediği ve mevcut acil durum talimat mekanizmasının OSB ve EB’ler bakımından uygulanabilirliğini güçlendirmeyi ve bu sürecin görevli tedarik şirketleri, toplayıcılar, OSB'ler ve Endüstri Bölgeleri arasında veri paylaşımı yoluyla izlenebilmesini hedeflediği söylenebilir.

Bu kapsamda taslak, artan yenilenebilir enerji ve lisanssız üretim kapasitesinin sistem işletmesine etkilerinin daha etkin şekilde yönetilmesine, acil durum talimatlarının uygulanması ve takibine ilişkin süreçlerin güçlendirilmesine ve toplayıcılık mekanizmasının uygulamadaki işleyişinin desteklenmesine katkı sağlayabilecek bir düzenleme olarak değerlendirilebilir. Bununla birlikte, değişikliklerin uygulamadaki etkileri ve piyasa katılımcıları bakımından ortaya çıkaracağı sonuçlar, nihai düzenlemenin içeriği ve uygulama pratiğinin şekillenmesiyle birlikte daha net şekilde görülebilecektir.

3)  Elektrik Piyasasında Lisanssız Elektrik Üretim Yönetmeliğinde Değişiklik Yapılmasına Dair Yönetmelik Taslağı

Bu taslak, ilk bakışta teknik nitelikte sınırlı değişiklikler içeriyor gibi görünmekle birlikte, son yıllarda özellikle güneş enerjisine dayalı lisanssız üretim tesislerinin artan üretim kapasitesi ve bunun şebeke işletimi üzerindeki etkileri bakımından önem taşıyan düzenlemeler öngörmektedir. Taslakta yer alan değişiklikler birlikte değerlendirildiğinde, şebekede üretim fazlası oluşan dönemlerde TEİAŞ tarafından verilen acil durum talimatlarının lisanssız üretim tesisleri bakımından daha etkin şekilde uygulanmasına yönelik bir çerçeve oluşturmaya çalışıldığı anlaşılmaktadır.

Taslak, lisanssız üretim tesislerinin uzaktan kontrol edilebilmesini sağlamak, TEİAŞ tarafından verilen üretim kısıntı talimatlarının uygulanmasını zorunlu hale getirmek ve talimata uymayan üreticilere doğrudan ekonomik yaptırım uygulanmasını sağlamak olmak üzere esasen üç temel hedefe odaklanmaktadır. Bu yönüyle taslağın bugüne kadar büyük ölçüde “üret ve mahsuplaş” mantığıyla işleyen lisanssız üretim modelini, şebeke güvenliği gerekçesiyle lisanssız üretim tesislerinin sistem işletimine daha yakından entegre edilmesine yönelik bir adım niteliği taşıdığı değerlendirilebilir.

 Lisanssız Santrallerin Uzaktan Kontrolü

21 ‘inci maddeye eklenen hüküm ile ilgili şebeke işletmecisine, dağıtım sisteminden bağlı ve DUY’un 75 inci maddesinin dördüncü fıkrası kapsamında bulunan lisanssız elektrik üretim tesislerini uzaktan kontrol etme yetkisi verilmektedir. Mevcut düzenlemelerde lisanssız tesislerin önemli bir kısmında üretimin düşürülmesi veya tamamen kesilmesi konusunda sistem işletmecisinin bu yetkiyi uygulamasına ilişkin açık bir mekanizma bulunmadığı düşünüldüğünde bu değişikliğin önemli olduğu görülmektedir.     

Taslağın yürürlüğe girmesi halinde TEİAŞ tarafından verilen acil durum talimatları doğrudan sahaya yansıtılabilecek, şebeke işletmecileri uzaktan kontrol yetkisinin üretimin sınırlandırılması veya durdurulmasına yönelik uygulamalarda kullanılabilmesine imkân sağlayabileceği değerlendirilebilir. Böylece lisanssız üretim tesislerinin işletme serbestisi azalırken sistem işletmecisinin kontrol kabiliyetinin önemli ölçüde artacağı değerlendirilebilir.

“Kısıntı yapılabilir” Yaklaşımından “Kısıntıya Uymak Zorundasın” Rejimine Geçiş

Taslağın en önemli düzenlemelerinden biri Ek Madde 4 olarak öne çıkmaktadır. Bu hüküm ile TEİAŞ tarafından verilen acil durum yük atma talimatlarına uyulmaması halinde, talimatın yerine getirilmeyen kısmına tekabül eden üretim miktarı için herhangi bir ödeme yapılmayacağı açıkça düzenlenmektedir.

Bu düzenlemeden önce üretimin sınırlandırılması veya azaltılması mümkün olmakla birlikte, bu durumun mali sonuçları ve yaptırımları bu kadar net şekilde ortaya konulmamış olduğu için taslağın yalnızca teknik bir kontrol sistemi kurmayıp, güçlü bir ekonomik yaptırım mekanizması da oluşturduğu görülmektedir.

Gelir Kaybının Ötesinde Mali Yaptırım Riski

Ek Madde 4’ün ikinci kısım hükmü uyarınca talimata rağmen üretilen enerji için hesaplanan tutar ilgili lisanssız üreticiden tahsil edilebilecektir. Bu durum üreticinin yalnızca gelir kaybına uğraması anlamına gelmemekte olup, aynı zamanda YEK Kanunu kapsamındaki fiyatlar veya ihtiyaç fazlası enerji fiyatlandırmasına esas alınan tarife bedelleri üzerinden hesaplanan tutarların üreticiden geri alınması sonucunu doğurabilecektir. Dolayısıyla yeni sistem, gelir elde edememe ve ilave mali yükümlülük ve tahsilat riski olmak üzere çift yönlü bir yaptırım yaratmaktadır. Bu nedenle taslak, TEİAŞ talimatlarına uyumu fiilen zorunlu hale getirmektedir kanaatindeyiz.

Toplayıcıların Rolünün Güçlendirilmesi

Taslakta dikkat çeken hususlardan biri de görevli tedarik şirketlerinin yanında toplayıcıların da açık şekilde sürece dahil edilmesidir. Bu durum son yıllarda yürürlüğe giren toplayıcılık mevzuatı ile uyumludur. EPDK’nın son dönemdeki genel yaklaşımının dağıtık üretim kaynaklarının, esneklik hizmetlerinin, depolama tesislerinin ve tüketici portföylerinin toplayıcılar üzerinden daha etkin yönetilmesi yönünde olduğu düşünüldüğünde, taslak yalnızca acil durum talimatlarını düzenlememekte, aynı zamanda toplayıcıların süreçte açık şekilde yer almasını öngörmektedir. Bu durumun, son dönemde geliştirilen toplayıcılık çerçevesi ile uyumlu bir yaklaşımı yansıttığı değerlendirilebilir.

Mahsuplaşma Verilerinin Tedarikçilerle Paylaşılması

26’ncı maddeye eklenen hüküm ile piyasa işletmecisi tarafından net tüketim miktarı ve üretim ile mahsuplaşan tüketim miktarı ilgili tedarikçilere bildirilecektir. Bu değişikliğin, veri şeffaflığını artırması, tedarikçilerin uzlaştırma ve faturalama süreçlerini kolaylaştırması ve portföy yönetimi ve tüketim analizlerinin daha sağlıklı yapılabilmesine imkân sağlayacağı düşünülmektedir. Veri yönetimi ve piyasa işleyişi açısından önemli sonuçlar doğurabilecek teknik bir düzenleme olarak görülebileceği düşüncesindeyiz.

Bağlantı Anlaşmalarının Yeni Rejime Uyumlu Hale Getirilmesi

Geçici 14’üncü madde ile DUY’un 75 inci maddesinin dördüncü fıkrası kapsamındaki lisanssız üreticilerin mevcut bağlantı anlaşmalarını yeni sisteme uyumlu hale getirmeleri öngörülmektedir. Buna göre üreticiler, yönetmeliğin yürürlüğe girmesinden itibaren 60 gün içerisinde ilgili şebeke işletmecisine başvurmak zorunda olup bu durum düzenlemenin yalnızca yeni tesisleri değil mevcut tesisleri de kapsadığını göstermektedir.

Geçiş Süreci ve Cezai Şartlar

Taslakta yatırımcılar açısından olumlu değerlendirilebilecek düzenleme Geçici 14’üncü maddenin ikinci fıkrası olup bu hüküm ile bağlantı anlaşmalarındaki bazı cezai şartların uygulanması 31 Aralık 2026 tarihine ertelenmektedir. Bu durum, düzenleyici otoritenin sektörün yeni sisteme uyum sağlayabilmesi için belirli bir geçiş süresi tanımayı tercih ettiğini göstermektedir.

Değerlendirme

Bu çerçevede taslağın temel amacı, şebeke güvenliğini artırmak, üretim fazlasından kaynaklanan sistem risklerini azaltmak, TEİAŞ’ın acil durum talimatlarını sahada uygulanabilir hale getirmek, lisanssız üretim tesislerini merkezi sistem işletimine daha sıkı entegre etmek, talimatlara uyumu ekonomik yaptırımlarla güvence altına almak ve toplayıcıların süreç içerisindeki rolünü daha görünür hale getirmek olarak değerlendirilebilir.

4)  Elektrik Piyasası Yan Hizmetler Yönetmeliğinde Değişiklik Yapılmasına Dair Yönetmelik Taslağı

Genel gerekçede de açıkça ifade edildiği üzere, Aralık 2025–Şubat 2026 döneminde elde edilen uygulama deneyimleri sonrasında mevcut kuralların yenilenmesi ihtiyacı ortaya çıkmıştır. Bu taslağın talep tarafı katılımı (Demand Response) mekanizmasının sahadaki uygulanabilirliğini artırmayı ve toplayıcıların karşılaştığı operasyonel sorunları gidermeyi amaçladığı anlaşılmaktadır.

Talep Tarafı Katılımını Daha Uygulanabilir Hale Getirmek

Mevcut sistemde TEİAŞ bir yük düşürme talimatı verdiğinde, toplayıcının bu talimatı belirli toleranslar içinde yerine getirmesi beklenmektedir. Ancak uygulamada tüketim tesislerinde üretim tesislerindeki kadar hassas bir kontrol yapılamadığı için, birçok durumda toplayıcıların verilen talimattan daha fazla yük düşürmekte olduğu görülmekte olup genel gerekçeye göre bunun temel sebebinin ara tüketim değerlerinin tam olarak ölçülememesi olduğu anlaşılmaktadır. Buna göre EPDK talimattan fazla yük düşürülmesini her zaman ihlal olarak görmeyip, taslakla mevcut yaklaşımı daha esnek hale getirmeyi hedefliyor gözükmektedir.

Toplayıcılara Operasyonel Esneklik Sağlamak

31/c maddesine eklenen hükme göre mevcut yapıda hizmete katılacak tüketim tesisleri ve bunlara bağlı sayaçlar yan hizmet anlaşmasında sabit şekilde tanımlanmaktadır. Taslak ise TEİAŞ'ın uygun bulması halinde, ilgili tüketim tesislerine ait kayıtlı sayaçlardan yalnızca bir kısmı üzerinden de hizmet verilmesine imkân tanımaktadır.

Bu değişiklik ile toplayıcıların hizmete dahil edecekleri sayaç yapılarını daha esnek şekilde kurgulayabilmelerinin ve belirli durumlarda hizmetin daha yönetilebilir hale gelmesinin amaçlanmış olabileceği değerlendirilebilir.

Performans Değerlendirmesinde Daha Sonuç Odaklı Yaklaşım

Taslağın önemli bir değişikliği de 31/f maddesinde görülmekte olup, burada TEİAŞ tarafından verilen talimat ile gerçekleşen yük düşümü arasındaki ilişki yeniden değerlendirilmektedir. Mevcut düzenlemede eksik performans için çeşitli yaptırımlar uygulanırken, taslakta talimattan daha az yük düşürülmesi hâlinde performans sınıflandırması devam etmekte ancak talimattan daha fazla yük düşürülmesi halinde sonuç doğrudan "sağladı" olarak kabul edilmektedir.

TEİAŞ belirli miktarda yükün sistemden çekilmesini istediğinde toplayıcı talep edilen miktardan daha fazla yük azaltıyorsa, sistem güvenliği bakımından hedef gerçekleşmiş kabul edilmektedir. Dolayısıyla taslağın talimatın üzerinde gerçekleşen yük düşümlerini de performansın başarılı şekilde yerine getirilmesi kapsamında değerlendirdiği anlaşılmaktadır.

Fazla Yük Düşürmeye İlişkin kontrollü Esneklik

Taslağın genel gerekçesinde dikkat çeken bir diğer husus, talep tarafı katılımı hizmeti kapsamında verilen aktivasyon talimatlarının üzerinde yük düşürülmesine belirli koşullar altında izin verilmesidir. Düzenleyici otorite, tüketim tesislerinde ara tüketim değerlerinin tam olarak belirlenememesi nedeniyle uygulamada toplayıcıların zaman zaman verilen talimattan daha fazla yük düşürdüğünü kabul etmektedir. Genel gerekçede de ifade edildiği üzere, bu durum üretim tesislerinden farklı olarak tüketim tesislerinde ara tüketim değerlerinin net biçimde belirlenememesinden kaynaklanmaktadır. Uygulamada ortaya çıkan bu durumun mevcut kurallar çerçevesinde değerlendirilmesinin güçleşmesi ve talep tarafı katılımı hizmetinin etkin biçimde yürütülmesini zorlaştırması nedeniyle düzenleyici otorite tarafından daha esnek bir yaklaşım benimsenmesi önerilmektedir.

Taslağın genel gerekçesinde ortaya konan yaklaşım, verilen aktivasyon talimatının üzerinde gerçekleşen yük düşümlerinin otomatik olarak bir uyumsuzluk veya performans eksikliği olarak değerlendirilmemesi esasına dayanmaktadır. Aksine, sistem işletmesi ve şebeke operasyonları bakımından fayda sağlayabilecek durumlarda, talimat miktarının üzerinde gerçekleşen yük düşümlerinin kabul edilebilir olduğu anlayışı benimsenmektedir. Bu yaklaşımın talep tarafı katılımı hizmetinin teorik ve katı performans kriterlerinden ziyade, sahadaki operasyonel gerçeklikler dikkate alınarak yürütülmesini amaçladığı görülmektedir.

Genel gerekçede ayrıca, sistem ve şebeke işletmesinin lehine olacak şekilde verilen talimattan yüzde elliye kadar daha fazla yük düşülmesi durumunda talimatın sağlanmış sayılmasının öngörüldüğü belirtilmektedir. Bunun yanında, önceden TEİAŞ'tan onay alınması koşuluyla ve aktivasyon talimatı kapsamında ödenmesi gereken bedelin üzerinde herhangi bir ödeme yapılmamak kaydıyla, talimat miktarının yüzde yüz ellisine kadar ilave yük düşürülebilmesine de imkân tanınmaktadır. Bu husus, düzenleyicinin yalnızca performans kriterlerini esnetmekle kalmadığını, aynı zamanda uygulamada ortaya çıkan ölçüm ve tahmin belirsizliklerini de dikkate aldığını göstermektedir.

Bununla birlikte taslak, bu esnekliği sınırsız bir teşvik mekanizmasına dönüştürmemektedir. Düzenleme dikkatli incelendiğinde, ilave yük düşümüne izin verilmesine rağmen bu ilave katkının ek bir gelir kalemi haline getirilmesinin özellikle engellenmek istendiği görülmektedir. Genel gerekçede açıkça ifade edildiği üzere, önceden TEİAŞ onayı alınsa dahi aktivasyon talimatının üzerinde gerçekleştirilen yük düşümleri için aktivasyon talimatında öngörülen miktarın üzerinde herhangi bir ücret ödenmeyecektir. Başka bir ifadeyle, sistem güvenliği bakımından faydalı görülen ilave yük azaltımı teşvik edilmekte; ancak bu ilave azaltımın ayrıca fiyatlandırılması veya piyasa katılımcıları açısından yeni bir gelir elde etme mekanizmasına dönüşmesi engellenmektedir.

Bu yaklaşım, düzenleyicinin talep tarafı katılımı hizmetini geliştirirken teknik gereklilikler ile ekonomik disiplin arasında denge kurmaya çalıştığını göstermektedir. Bir taraftan toplayıcıların ölçüm belirsizliklerinden ve saha koşullarından kaynaklanan operasyonel riskleri azaltılmakta, diğer taraftan ise piyasa katılımcılarının aktivasyon talimatlarının üzerinde yük düşürerek ilave gelir elde etmelerinin önüne geçilmektedir

Düzenleyicinin bu değişiklikle vermek istediği temel mesajın, "sisteme daha fazla katkı sunulabilir; ancak ödeme yalnızca talep edilen hizmet seviyesi üzerinden yapılır" anlayışı olduğu değerlendirilebilir. Bu nedenle söz konusu değişikliğin, talep tarafı katılımı hizmetinde teknik esnekliği artıran, uygulamada karşılaşılan sorunları dikkate alan ve aynı zamanda maliyet kontrolünü koruyan dengeli bir düzenleme niteliği taşımakta olduğu kanaatindeyiz.

Kapasite Bedeli Yaptırımlarında Yeni Yaklaşım

Mevcut düzenlemede "katılmadı" sonucunun oluşması halinde, aktivasyon bedeli ve ilgili uzlaştırma dönemi için kapasite bedeli tamamen ödenmemektedir. Taslak Düzenlemede ise aktivasyon bedeli yine ödenmez ancak kapasite bedelinin tamamı kesilmemektedir. Kesinti, kritik ay içindeki "katılmadı" saatlerinin toplam aktivasyon saatlerine oranı kadar uygulanacak olup önemli bir değişiklik olarak karşımıza çıkmaktadır.

Değerlendirme

Bu taslak esasen bir "talep tarafı katılımı hizmetinin olgunlaştırılması" düzenlemesi olarak görülebilir. Aralık 2025–Şubat 2026 döneminde yapılan ilk uygulamalardan elde edilen deneyimler doğrultusunda, özellikle toplayıcıların performans ölçümü ve ücretlendirilmesinde karşılaşılan sorunların giderilmesi hedeflenmektedir.

Düzenleme, talep tarafı katılımı hizmetini daha uygulanabilir ve ticari açıdan daha öngörülebilir hale getirirken, TEİAŞ açısından ise sistem güvenliğini koruyarak daha fazla esneklik elde edilmesini amaçladığı anlaşılmaktadır. Özellikle kapasite bedelinin tamamen kaybedilmesi yerine performansla orantılı kesinti uygulanması ve fazla yük düşürmenin doğrudan "sağladı" olarak değerlendirilmesi gibi değişikliklerin talep tarafı katılım mekanizmasının uygulamadaki cazibesini arttırabilecek ve bazı piyasa katılım kararlarını olumlu yönde etkileyebilecek nitelikte olduğu değerlendirilebilir.

5) Elektrik Piyasası Bağlantı ve Sistem Kullanım Yönetmeliğinde Değişiklik Yapılmasına Dair Yönetmelik Taslağı

Elektrik Piyasası Bağlantı ve Sistem Kullanım Yönetmeliğinde Değişiklik Yapılmasına Dair Yönetmelik Taslağı, elektrik depolama tesislerinin şebekeye bağlantısı ve sistem kullanımına ilişkin kuralların daha ayrıntılı şekilde ele alınmasına yönelik düzenlemeler içermektedir. Taslakta özellikle müstakil elektrik depolama tesisleri, depolamalı elektrik üretim tesisleri ve üretim tesislerine bütünleşik depolama ünitelerinin bağlantı ve sistem kullanım süreçlerinde esas alınacak güç değerleri ile sistem kullanım bedellerine ilişkin hükümlerde çeşitli değişiklikler öngörülmektedir.

Taslak düzenlemelerin, elektrik depolama tesislerinin hem sisteme enerji verebilen hem de sistemden enerji çekebilen çift yönlü yapısının bağlantı ve sistem kullanım süreçlerine daha belirgin şekilde yansıtılmasına katkı sağlayabileceği değerlendirilmektedir. Bu kapsamda bağlantı anlaşmalarında dikkate alınacak güç değerleri, sistem kullanım bedellerinin hesaplanması ve kapasite artışları sonrasında uygulanacak usullere ilişkin bazı hususların açıklığa kavuşturulmasının hedeflendiği anlaşılmaktadır.

Depolama tesislerinin gerçek kapasitesinin bağlantı anlaşmalarına yansıtılması

Taslakta yer alan düzenlemeye göre müstakil elektrik depolama tesisleri, Kanunun 7nci maddesinin onuncu ve on birinci fıkraları kapsamında kurulan depolamalı elektrik üretim tesisleri ile üretime bütünleşik depolama ünitelerinin bağlantı ve sistem kullanım anlaşmalarında yer alacak veriş ve çekiş değerleri, lisanslarına dercedilmiş depolama ünitesinin elektriksel gücünden daha düşük olamayacaktır.

Bu düzenleme ile depolama tesislerinin teknik kapasitesinin bağlantı anlaşmalarında daha doğru şekilde yansıtılmasına yönelik bir çerçeve oluşturulması öngörülmektedir. Bu kapsamda, şebeke planlamasında esas alınan güç değerlerinin depolama tesislerinin lisanslı kapasitesiyle daha uyumlu hale getirilmesine katkı sağlayabileceği değerlendirilmektedir.

Değişikliğin ayrıca depolama yatırımlarının sisteme etkisinin daha isabetli biçimde değerlendirilmesine ve şebeke işletmecilerinin bağlantı süreçlerine ilişkin değerlendirmelerini daha gerçekçi veriler üzerinden yapabilmesine imkân sağlayabileceği değerlendirilmektedir.

Depolama tesisleri için sistem kullanım bedellerinde özel bir rejim oluşturulması

Taslağın önemli düzenlemelerinden biri, depolama tesislerine uygulanacak iletim ve dağıtım sistemi sabit sistem kullanım bedellerine ilişkindir. Buna göre müstakil depolama tesisleri, Kanunun 7nci maddesinin onuncu fıkrası kapsamındaki depolamalı üretim tesisleri ve Kanunun 7nci maddesinin on birinci fıkrası kapsamında yapılan kapasite artışları bakımından iletim sistemi sabit sistem kullanım bedelleri ile çift terimli dağıtım tarifesinin sabit sistem kullanım bedelleri tek yönlü uygulanacaktır. Bu düzenlemenin çift yönlü faaliyet gösteren depolama tesislerinin tarifelendirilmesine özgü bir maliyetlendirme yaklaşımı oluşturduğu değerlendirilebilir. 

Depolama tesislerinin maliyet hesaplarında standartlaştırma sağlanması

Taslak, sabit sistem kullanım bedellerinin hesaplanmasında esas alınacak güç değerlerini ayrıntılı biçimde tanımlamaktadır. Müstakil depolama tesislerinde ve Kanunun 7nci maddesinin onuncu fıkrası kapsamındaki depolamalı üretim tesislerinde veriş ve çekiş yönlü anlaşma güçlerinden yüksek olan değer esas alınacaktır. Bu yaklaşımın amacının, tesisin şebeke üzerinde oluşturabileceği en yüksek kapasite etkisini dikkate almak ve maliyet hesaplamalarında standart bir yöntem oluşturmak olduğu anlaşılmaktadır.

Depolama yoluyla yapılan kapasite artışlarının ayrı şekilde değerlendirilmesi

Taslakta Kanunun 7nci maddesinin on birinci fıkrası kapsamında yapılan kapasite artışlarına ilişkin özel hükümler de yer almaktadır. Buna göre kapasite artışı yapılan tesislerde çekiş yönlü güç değeri belirlenirken kapasite artışı kapsamı dışındaki tesisin mevcut çekiş anlaşma gücü dikkate alınacaktır. Veriş yönlü güç değeri belirlenirken ise mevcut veriş gücüne depolama ünitesinin elektriksel gücü eklenecektir. Bu düzenleme ile depolama yoluyla gerçekleştirilen kapasite artışlarının şebekeye etkisinin daha doğru hesaplanması mümkün olabilecektir. Aynı zamanda kapasite artışlarının sistem kullanım bedellerine etkisinin daha şeffaf hale getirildiği görülmektedir.

Üretime bütünleşik depolama üniteleri için daha net hesaplama kuralları oluşturulması

Taslakta üretim tesislerine bütünleşik depolama ünitelerinin sistem kullanım bedelleri açısından nasıl değerlendirileceği de açıklığa kavuşturulmaktadır. Taslak ayrıca bazı yardımcı kaynak ve depolama ünitelerini kapsam dışında bırakarak hangi güç değerlerinin sistem kullanım bedeli hesabına dahil edileceğini netleştirmektedir. Birden çok kaynaklı üretim tesislerinin yardımcı kaynak üniteleri ve depolama üniteleri hariç olmak üzere veriş ve çekiş yönlü güç değerleri dikkate alınacaktır. Bu yaklaşımın amacı, karma tesis yapılarında ortaya çıkabilecek hesaplama belirsizliklerini azaltmak ve uygulamada yeknesaklık sağlamak olarak görülmektedir.

Yatırımcılar Açısından Dikkat Edilmesi Gereken Hususlar

Anlaşma gücünün depolama ünitesinin elektriksel gücünden düşük olamaması bazı projelerde maliyetleri artırabilecektir. Yüksek olan güç değerinin esas alınması bazı yatırımcılar açısından daha yüksek sistem kullanım bedeli anlamına gelebilecektir. İletimden bağlı tesisler için üretim ve tüketim bedellerinin ortalaması mı, yüksek olanı mı yoksa düşük olanı mı esas alınacağı hususu taslakta alternatifli bırakılmıştır. Nihai düzenleme yatırım maliyetleri üzerinde doğrudan etkili olacaktır düşüncesindeyiz.

Değerlendirme

Taslağın genel olarak depolama tesislerinin bağlantı ve sistem kullanım rejimine ilişkin uygulama esaslarını daha ayrıntılı şekilde ortaya koymaya ve bazı hesaplama yöntemlerini netleştirmeye yönelik bir yaklaşım benimsediği görülmektedir.

6)    Dengeleme Güç Piyasasında Yerine Getirilmeyen Talimatların Raporlanmasına İlişkin Kurul Kararı

Elektrik Piyasası Dengeleme ve Uzlaştırma Yönetmeliği'nin 71/A ve 73. maddeleri kapsamında TEİAŞ, yerine getirilmeyen talimatları EPDK'ya raporlamakla yükümlüdür. Bu Kurul Karar taslağının, Dengeleme Güç Piyasası'nda (“DGP”) verilen YAL/YAT talimatlarının yerine getirilmemesi nedeniyle TEİAŞ tarafından EPDK'ya yapılan raporlamalarda daha seçici, daha teknik ve kaynak türüne duyarlı bir değerlendirme mekanizması oluşturmayı amaçladığı görülmektedir. Başka bir ifadeyle, her talimat ihlalinin otomatik olarak raporlanması yerine, sistem işletme gerçekleri dikkate alınarak belirli eşiklerin altında kalan durumların raporlama kapsamı dışında bırakılmasının hedeflendiği anlaşılmaktadır.

Kısa Süreli Talimatlar Fiilen Kapsam Dışına Çıkıyor

Karara göre 15 dakikanın altındaki YAL/YAT talimatları değerlendirmeye alınmayacak olup termik santrallere verilen ve talimatın verilmesi ile başlaması arasında 15 dakikadan az süre bulunan talimatlar da raporlanmayacaktır. Sektörde uzun süredir, teknik olarak uygulanması zor olan çok kısa süreli talimatlar nedeniyle piyasa katılımcılarının haksız şekilde ihlal raporlarına konu olduğunun savunulduğu göz önüne alındığında bu düzenleme ile özellikle termik üretim tesislerinin yük değiştirme hızları ve operasyonel kısıtlarının dikkate alındığı ve kısa süreli talimatların uygulanabilirliği konusunda ortaya çıkabilen teknik güçlükleri dikkate alan bir yaklaşım ortaya koyulduğu anlaşılmaktadır.

Ters Yönlü Talimatlarda Esneklik Getiriliyor

Karar’a göre termik santrallere verilen bir YAL veya YAT talimatının bitiminden sonraki 15 dakika içinde ters yönlü bir talimat verilirse, bu ikinci talimat raporlama değerlendirmesine alınmayacaktır. Bu düzenleme, termik üretim tesislerinin yük değişim süreçlerinden kaynaklanabilecek operasyonel kısıtların raporlama sürecinde dikkate alınmasına imkân tanımaktadır.

Düşük Hacimli Katılımcılar İçin Muafiyet Getiriliyor

Karar’a göre Bir UEVÇB'nin aylık talimat sayısı 10 veya daha az ise, aylık toplam talimat enerjisi 500 MWh'nin altında ise, yerine getirilmeyen talimat miktarı raporlamaya konu edilmeyecektir. Bu düzenleme ile küçük hacimli veya DGP faaliyetleri sınırlı olan katılımcıların sistematik ihlal yapan büyük oyuncularla aynı şekilde değerlendirilmesinin önüne geçilmesi beklenmektedir.

Sekonder Frekans Kontrolü Katılımı Dikkate Alınıyor

Karar’a göre, SFK hizmeti veren UEVÇB'lerin sekonder frekans kontrolünden kaynaklanan dengesizlik miktarları yerine getirilmeyen talimat miktarından düşülecektir. Böylelikle sistem frekansını korumak amacıyla yapılan müdahaleler nedeniyle oluşan sapmaların artık piyasa katılımcısının aleyhine değerlendirilmeyeceği anlaşılmaktadır.

Kaynak Bazlı Performans Sistemi Getiriliyor

Karar, tüm üretim tesislerini aynı performans kriterine tabi tutmak yerine kaynak türüne göre farklı eşikler belirliyor. Rezervuarlı hidrolik ve doğal gaz santralleri dışında kalan tüm kaynaklar için farklı bir performans eşiği belirlenmesi, üretim teknolojileri arasında operasyonel farklılıkların raporlama sürecine yansıtılması sonucunu doğurmaktadır. Her kaynak için aynı performans beklentisinin uygulanmadığı bu yaklaşım kaynakların teknik özelliklerini daha fazla dikkate alan bir düzenleme niteliğinde değerlendirilmektedir.

Sistem Güvenliği Tehlikeye Girerse Muafiyetler Kalkıyor

Karar’a göre, eğer verilen talimatın yerine getirilmemesi sistem güvenliğini tehlikeye düşürmüşse, yukarıdaki tüm eşikler ve muafiyetler dikkate alınmaksızın değerlendirme yapılabilecektir. Karar piyasa katılımcılarına esneklik tanımakta ancak sistem güvenliğine daha büyük önem veriyor olarak değerlendirilmektedir.

Değerlendirme

Bu Kurul Kararı taslağının genel yöneliminin, Dengeleme Güç Piyasası'nda yerine getirilmeyen talimatların raporlanmasını daha gerçekçi, teknik olarak uygulanabilir ve risk odaklı hale getirmek olduğu anlaşılmaktadır. Bu nedenle kararın genel yönelimi gerçekten sistem işletmesi açısından önemli olan talimat ihlallerine odaklanmak şeklinde özetlenebilir.

7)   Dengeleme Güç Piyasasında Teklif Fiyatları Arasında Olabilecek Farka İlişkin Oranın Belirlenmesine İlişkin Kurul Karar Taslağı

Bu kurul kararı taslağı oldukça kısa görünse de Dengeleme Güç Piyasası (DGP) teklif davranışları açısından önemli bir piyasa tasarımı değişikliği niteliği taşımaktadır. Taslak, hidrolik santraller hariç olmak üzere DGP'ye katılan piyasa katılımcılarının vereceği yük alma ve yük atma tekliflerinde, tüm miktar seviyeleri bakımından en yüksek ve en düşük teklif fiyatları arasındaki farkın %50 ile sınırlandırılmasını öngörmektedir.

Mevcut durumda bir piyasa katılımcısı aynı teklif seti içerisinde farklı miktar dilimlerine çok farklı fiyatlar yazabilmektedir. Taslak ise yük alma ve yük atma tekliflerinde ayrı ayrı olmak üzere, aynı teklif eğrisi içindeki en düşük ve en yüksek fiyat arasındaki makası %50 ile sınırlandırmaktadır. Örneğin; bir katılımcı yük alma yönünde en düşük 2.000 TL/MWh teklif veriyorsa, aynı teklif setindeki en yüksek fiyat 3.000 TL/MWh'yi aşamayacaktır.  Benzer şekilde yük atma tekliflerinde de aynı sınırlama uygulanacaktır.

Düzenlemenin Temel Amacı Nedir?

Son yıllarda özellikle fiyat oynaklığının arttığı dönemlerde, sistem sıkışıklıklarının yaşandığı saatlerde ve esnek üretim kaynaklarının piyasadaki öneminin yükselmesiyle bazı teklif eğrilerinde çok geniş fiyat aralıkları oluşabilmekteydi. Bu düzenlemenin muhtemel amaçlarından biri, teklif eğrilerindeki aşırı fiyat sıçramalarını sınırlandırmak ve dengeleme maliyetlerini daha öngörülebilir hale getirmek olduğu anlaşılmaktadır.

Sistem İşletmecisi Açısından Ne Sağlayacak?

TEİAŞ açısından bakıldığında düzenleme, DGP aktivasyon maliyetlerinin daha öngörülebilir hale gelmesini, talimat maliyetlerinde ani sıçramaların azaltılmasını ve gerçek zamanlı sistem işletiminin kolaylaşmasını sağlayabilir. Özellikle yük alma ve yük atma tekliflerinde çok dik teklif eğrilerinin oluşması engelleneceğinden, sistem işletmecisinin karşılaşacağı marjinal aktivasyon maliyetleri daha kontrollü hale gelebilecektir.

Piyasa Katılımcıları Açısından Ne Anlama Geliyor?

Üreticiler açısından bakıldığında teklif verme esnekliğinin azalacağı düşünülmektedir.  Bugün bazı üretim tesisleri ilk miktar dilimlerini düşük fiyatla, son miktar dilimlerini ise çok yüksek fiyatla sunarak teknik risklerini veya fırsat maliyetlerini fiyatlayabilmektedir. %50 sınırının bu imkânı önemli ölçüde daraltacağı düşünüldüğünde bazı katılımcılar açısından ticari optimizasyon alanının küçüleceği ve teklif stratejilerini yeniden gözden geçirmeyi tercih edecekleri kanaatindeyiz.

Hidrolik Üretim Tesislerinin Hariç Tutulması Ne Anlama Geliyor?

Taslakta hidrolik üretim tesislerinin açıkça kapsam dışında bırakılması dikkat çekicidir. Bunun, hidroelektrik santrallerin diğer üretim tesislerinden farklı maliyet ve işletme karakteristiklerine sahip olmasından kaynaklanmış olabileceği değerlendirilebilir.

Piyasa Bütünlüğü Açısından Değerlendirme

Bu taslak aslında son dönemde elektrik piyasasında görülen daha geniş bir eğilimin parçası olarak okunabilir. Düzenleme, teklif fiyatları arasındaki aşırı farklılaşmaları sınırlandırarak piyasa davranışlarının daha kontrollü hale getirilmesine de hizmet edebilir. Bu karar taslağı da aynı yaklaşımın bir devamı niteliğinde gözükmektedir.

Değerlendirme

Taslak kararın temel etkisinin, Dengeleme Güç Piyasası'nda teklif eğrileri içerisindeki fiyat farklılıklarını sınırlandırarak daha öngörülebilir bir teklif yapısının oluşmasına katkı sağlamak olduğu değerlendirilebilir. Bununla birlikte, söz konusu düzenlemenin piyasa katılımcılarının teklif oluşturma süreçleri ve fiyatlama stratejileri üzerinde de belirli yansımalarının olabileceği düşünülmektedir. Özellikle esnek üretim kaynaklarının teklif yapılarını yeni sınırlamalar çerçevesinde gözden geçirmesi gerekebilecektir. Bununla birlikte, düzenlemenin piyasa davranışları, dengeleme maliyetleri ve sistem işletimi üzerindeki somut etkileri ancak uygulama sonuçlarının görülmesiyle daha net şekilde ortaya çıkabilecektir. Bu çerçevede taslağın, Dengeleme Güç Piyasası’nın işleyişine ilişkin belirli alanlarda değişiklik yaratabilecek bir düzenleme olarak değerlendirilebileceği düşünülmektedir.

8)  Elektrik Piyasası Dengeleme ve Uzlaştırma Yönetmeliğinin 110’uncu Maddesi Uyarınca KÜPSM Değerinin ve KÜPSM ile KÜPST Hesaplamalarında Kullanılacak Katsayıların Belirlenmesi Hakkında Karar’da Değişiklik Yapılması Hakkında Karar Taslağı

Bu taslak, DUY m.110 kapsamında uygulanan KÜPSM (Kesinleşmiş Uzlaştırma Dönemi Üretim/Tüketim Planından Sapma Miktarı) hesaplama metodolojisinde önemli değişiklikler yapmayı amaçlamaktadır. En kritik değişiklik ise Genel Gerekçe ‘de açıkça ifade edildiği üzere net KGÜP yaklaşımına geçilmesidir.

TEİAŞ ve piyasa işletmecisi açısından amaç, aynı uzlaştırma döneminde hem üretim hem tüketim yapan katılımcıların programlarının netleştirilmesi, sistem işletmecisinin gerçek zamanlı dengelemede kullandığı verinin daha anlamlı hale getirilmesi, Dengeleme Güç Piyasası talimatları ile gerçek işletme davranışının daha doğru izlenebilmesi ve esneklik sağlayan depolama ve lisanssız üretim tesisleri için farklılaştırılmış sapma mekanizmalarının oluşturulması olarak görülmektedir.

Net KGÜP Dönemi Başlıyor

Taslağın gerekçesinde açıkça “net KGÜP bildirimine geçilmesi” ifadesi kullanılmaktadır. Bugüne kadar birçok hesaplamada üretim ve tüketim ayrı ayrı değerlendirilirken artık aynı uzlaştırma dönemi içerisinde üretim, tüketim, yük alma, yük atma, sekonder frekans rezerv etkileri birlikte dikkate alınarak tek bir net plan oluşturulacaktır.

Bu değişiklik özellikle depolamalı santraller, batarya yatırımları, hibrit tesisler, tüketim ve üretimi aynı portföyde bulunan oyuncular ve toplayıcılar için önemlidir. Çünkü bu oyuncuların sistem üzerindeki gerçek etkisi artık daha doğru ölçülebilecektir.

KÜPSM Hesabı Baştan Kurgulanıyor            

Yeni formülde Beklenen Uzlaştırma Dönemi Üretim/Tüketim Planı (BUDÜP) hesaplanırken KUDÜP, yük alma talimatları, yük atma talimatları, sekonder frekans kontrol rezerv dengesizlikleri ve sınırlı frekans hassasiyet modu hizmetleri hesaba dahil edilmektedir. Bu durum artık bir katılımcının TEİAŞ’ın verdiği talimat nedeniyle programından sapması halinde bunun hesaplamalarda dikkate alınmasını sağlayacaktır. Böylece sistem gerçek operasyonel koşulları daha fazla yansıtan bir yapıya kavuşmaktadır.

Frekans Hizmetleri Sağlayan Santraller Korunuyor

Taslakta ilk kez Sekonder Frekans Kontrol Hizmeti ve Sınırlı Frekans Hassasiyet Modu etkileri doğrudan formüle eklenmektedir. Bugüne kadar frekans kontrolü amacıyla sistem işletmecisine hizmet veren santraller zaman zaman ilave dengesizlik maliyetleriyle karşılaşabildiği için bu önemli bir değişiklik olarak değerlendirilmektedir. Yeni yaklaşımın sistem hizmeti sağlayan katılımcıların bu nedenle ilave maliyet yüklenmemesi anlayışını güçlendirdiği görülmektedir.

Depolama Yatırımları İçin Ayrı Bir Rejim Kuruluyor

Taslakta ilk kez depolamalı elektrik üretim tesisleri ve müstakil depolama tesisleri ayrı kategoriler halinde düzenlenmektedir. Bu durum son yıllarda hızla artan depolama yatırımlarının piyasa tasarımına yansıtıldığını göstermektedir. EPDK depolama tesislerini klasik üretim tesisi gibi değerlendirmemekte, bunların yük çekebilme, enerji verebilme, arbitraj yapabilme ve sistem hizmeti sağlayabilme özelliklerini dikkate almakta olduğu değerlendirilmektedir.

Toplayıcılık Faaliyetine Dolaylı Altyapı Hazırlanıyor

Taslakta “dengeleme birimi olmak üzere oluşturulan topluluklar” için ayrı katsayı belirlenmektedir. Topluluk bazlı yapıların hesaplama mekanizmasında ayrıca dikkate alınması, ilerleyen dönemde esneklik ve portföy yönetimi uygulamaları bakımından da önem taşıyabilecek bir yaklaşım olarak değerlendirilebilir. Bu nedenle düzenleme yalnızca teknik bir hesaplama değişikliği değil, gelecekteki esneklik piyasalarının altyapısını oluşturmaya yönelik bir adım olarak da değerlendirilebilir.

Lisanssız Santrallere Ayrı Yaklaşım Getiriliyor

Taslakta iletim sisteminden bağlı lisanssız santraller ve dağıtım sisteminden bağlı lisanssız santraller ayrı kategoriler olarak ele alınmaktadır. Bunlar için farklı fiyat ve tolerans katsayıları belirlenmektedir. Özellikle iletim sisteminden bağlı lisanssız santraller için yüzde 20, dağıtım sisteminden bağlı lisanssız santraller için yüzde 25 tolerans öngörülmektedir. Bu farklılaştırmanın lisanssız üretim tesislerinin özelliklerinin ayrı değerlendirilmesine yönelik bir yaklaşımı yansıttığı değerlendirilebilir.

Arıza Performansı İlk Kez Ekonomik Sonuç Doğuruyor

Taslakta yenilenebilir enerji kaynakları ve diğer kaynaklar için aylık arıza sayılarına bağlı katsayı mekanizması oluşturulmaktadır. Belirlenen eşiklerin üzerinde arıza kaydı bulunan tesisler daha yüksek katsayıya tabi olacaktır. Bu yaklaşımın üretim tahmini kadar bakım kalitesi ve işletme performansını da teşvik ettiği, böylece santral işletmecilerinin arıza yönetimi ve bakım faaliyetlerine daha fazla önem vermek durumunda kalacağı değerlendirilmektedir.

Depolamalı Santrallere Daha Sıkı Disiplin Getiriliyor

Taslakta depolamalı elektrik üretim tesisleri için yüzde 5 tolerans öngörülmekte olup bu oran rüzgâr ve güneş santrallerine göre daha düşüktür. Depolamalı elektrik üretim tesisleri için öngörülen daha düşük tolerans katsayısı, bu tesislerin diğer bazı üretim tesislerinden farklı değerlendirilmesinin tercih edildiğini göstermektedir. Bu yaklaşımın, depolama kabiliyeti bulunan tesislerin sapma yönetimine ilişkin beklentilerle de bağlantılı olabileceği değerlendirilebilir.

Değerlendirme

Bu taslak görünürde yalnızca KÜPSM hesaplama yöntemini değiştiren teknik bir düzenleme gibi görünse de aslında çok daha geniş bir piyasa dönüşümünün parçasıdır.

Düzenlemenin net KGÜP yaklaşımına geçişi, depolama yatırımlarının piyasa tasarımına entegrasyonunu, toplayıcılık ve esneklik piyasaları bakımından etkileri olabilecek bazı düzenlemeler içermesini, frekans hizmetleri ile dengeleme piyasasının uyumlaştırılmasını, lisanssız üretim için ayrı bir rejim oluşturulmasını, arıza performansının ekonomik sonuç doğurmasını ve sapma maliyetlerinin hesaplanma yönteminde önemli değişiklikler öngörmesini amaçladığı değerlendirilmektedir.

Piyasa tasarımı açısından bakıldığında taslağın temel mesajının üretim ve tüketim portföylerini net yöneten, depolama kullanan, esneklik sağlayan ve sistem işletmecisiyle uyumlu çalışan katılımcıların daha düşük sapma maliyetleriyle karşılaşabilmesine imkân sağlayabilecek bir piyasa tasarımına yönelim olduğu değerlendirilebilir.

9) Lisanssız Elektrik Üreticileri İçin Dağıtım Sistemine Bağlantı Anlaşmasına İlişkin Karar’da Değişiklik Yapılması Hakkında Karar Taslağı

Madde 16'daki değişikliklere bakıldığında, özellikle (ç) bendindeki revizyon ile yeni eklenen (f) ve (g) bentlerinin lisanssız üretim tesislerinin uzaktan izlenebilir ve gerektiğinde uzaktan kontrol edilebilir hale getirilmesi amacına hizmet ettiğini görmek mümkündür. Bu yaklaşımın son dönemde EPDK, TEİAŞ ve dağıtım şirketlerinin şebeke işletme güvenliği odaklı düzenleme eğilimiyle uyumlu olduğu değerlendirilmektedir.

(ç) Bendinin yeni (f) ve (g) bentleriyle birlikte değişen işlevi

Mevcut düzenlemede (ç) bendi, üreticiye ait arızalı iletişim teçhizatının dağıtım şirketinin yazılı uyarısına rağmen bir ay içerisinde onarılmaması veya değiştirilmemesi durumunda cezai şart uygulanmasını öngörmektedir. Bu hüküm geçmişte daha çok haberleşme ekipmanlarının çalışır durumda tutulmasına yönelik teknik bir yükümlülük niteliğinde gözükmekteydi. İletişim ekipmanının çalışmaması artık yalnızca bir haberleşme problemi olarak değil, aynı zamanda SCADA entegrasyonunun çalışmaması, uzaktan açma-kapama işlemlerinin yapılamaması ve acil durum talimatlarının uygulanamaması sonucunu doğuran bir eksiklik olarak görüldüğü için yeni eklenen (f) ve (g) bentleriyle birlikte değerlendirildiğinde, iletişim teçhizatının önemi önemli ölçüde artmakta ve (ç) bendinin fiili etkisinin genişlediği anlaşılmaktadır.

Bu değişikliğin temel amacının DUY 75. Maddenin dördüncü fıkrası kapsamındaki lisanssız üretim tesislerinin dağıtım şirketleri tarafından uzaktan izlenebilir ve gerektiğinde uzaktan açma-kapama operasyonlarına konu edilebilir hale getirilmesini sağlamak olduğu değerlendirilmektedir. Haberleşme altyapısının artık sistem işletmesi açısından kritik bir unsur haline geldiği görülmektedir.

Yeni (f) Bendinin Getirdikleri

Yeni (f) bendi, Dengeleme ve Uzlaştırma Yönetmeliğinin 75’inci maddesinin dördüncü fıkrası kapsamındaki lisanssız üretim tesislerinin ilgili dağıtım şirketinin SCADA kontrol merkezine entegre edilmesini ve uzaktan izleme ile uzaktan açma-kapama fonksiyonlarının sağlanmasını zorunlu hale getirmektedir. Buna göre entegrasyonun sağlanmaması halinde her ay için cezai şart uygulanacaktır. Bu düzenleme oldukça önemli bir dönüşüme işaret etmektedir. Düzenleme ile SCADA entegrasyonu artık yalnızca teknik bir beklenti veya uygulama tercihi olmaktan çıkmakta, yaptırıma bağlanmış hukuki bir yükümlülük haline gelmektedir.

Sistem işletmecisi açısından bakıldığında dağıtım şirketleri hangi tesisin ne kadar üretim yaptığını, üretim değişimlerini ve şebeke üzerindeki etkileri anlık olarak izleyebilecektir. Bu durum özellikle aşırı üretim, ters güç akışı, gerilim yükselmeleri ve bölgesel yüklenmeler gibi teknik problemlerin daha etkin yönetilebilmesine imkân sağlayacaktır.

Yatırımcı açısından ise RTU sistemleri, SCADA haberleşme ekipmanları, modemler, haberleşme hatları ve uzaktan kontrol altyapıları için ek yatırım ve işletme maliyetleri ortaya çıkabilecektir. Ancak entegrasyonun yapılmaması halinde her ay ceza uygulanacak olması nedeniyle bu altyapının kurulması fiilen zorunlu hale gelmektedir.

Yeni (g) Bendinin Getirdikleri

Yeni g bendi düzenlemenin dikkat çekici hükümlerinden biridir. Bu bent uyarınca acil durum talimatının yerine getirilmesi kapsamında lisanssız üretim tesisinin SCADA veya iletişim teçhizatının arızalı olması nedeniyle dağıtım şirketinin uzaktan açma işlemini gerçekleştirememesi halinde cezai şart uygulanacaktır. Bu hüküm yalnızca entegrasyonun kurulmasını değil, aynı zamanda entegrasyonun sürekli çalışır durumda tutulmasını da zorunlu hale getirmektedir. SCADA veya haberleşme sisteminin arızalı olması nedeniyle müdahalenin yapılamaması halinde yatırımcı sorumlu tutulacaktır.

Değerlendirme

(ç) bendindeki değişiklik ile yeni eklenen (f) ve (g) bentleri bir bütün olarak değerlendirildiğinde taslağın temel amacının ilgili kapsamdaki lisanssız üretim tesislerinin dağıtım şirketlerinin SCADA kontrol merkezleriyle entegrasyonunu güçlendirmek olduğu görülmektedir. Bunun yanında uzaktan izleme ve uzaktan kontrol kabiliyetinin zorunlu hale getirilmesi, acil durumlarda dağıtım şirketlerinin üretim tesislerine anlık müdahale edebilmesinin sağlanması, şebeke güvenliğinin artırılması ve özellikle hızla büyüyen dağıtık üretim portföyünün sistem üzerindeki etkilerinin daha etkin şekilde yönetilmesinin hedeflendiği anlaşılmaktadır.

Enerji piyasası perspektifinden bakıldığında bu değişiklikler lisanssız üretim modelinin giderek daha fazla aktif şebeke yönetimi anlayışına yaklaştığını ve dağıtım şirketlerinin dağıtık üretim kaynakları üzerindeki görünürlüğünü ve kontrol imkanını önemli ölçüde artırmayı hedeflediğini düşündüren bir yaklaşım ortaya koymaktadır.

10)   Elektrik Piyasası Dengeleme ve Uzlaştırma Yönetmeliğinde Değişiklik Yapılmasına Dair Yönetmelik Taslağı

Genel gerekçeden de açıkça görüldüğü üzere taslağın amacı güneş santrallerinin öğle saatlerinde yarattığı arz fazlasını daha etkin yönetmek, talep tarafı katılımını ve tüketim tesislerinin dengeleme piyasasına entegrasyonunu artırmak, lisanssız üretim tesislerini acil durumlarda sistem işletimine dahil etmek, termik santrallerin talimatlara uyumunu güçlendirmek, Dengeleme Güç Piyasasını saatlik yapıdan daha esnek uzlaştırma dönemi mantığına geçirmek ve elektrik depolama tesisleri ile toplayıcılık faaliyetlerinin DUY kapsamındaki rolünü daha belirgin hale getirmektir.

Taslağın Ana Felsefesi: Üretim Merkezli Yapıdan Esneklik Merkezli Yapıya Geçiş

Taslak boyunca çok sayıda yerde “üretim ya da tüketim” yerine “üretim ve/veya tüketim” ifadesinin getirildiği görülmektedir. Bu değişiklik sistematik bir tercih olup artık sistem işletmecisinin yalnızca üretim tesislerini değil tüketim tesislerini, elektrik depolama tesislerini ve toplayıcı portföylerini de aktif dengeleme unsuru olarak kullanmak istediğini göstermektedir. Böylece talep tarafı katılımı ve esneklik kaynaklarının piyasa yapısına dahil edilmek istendiği görülmektedir.

Saatlik Yapıdan Uzlaştırma Dönemi Yapısına Geçiş

Taslakta birçok maddede saat kavramı yerine uzlaştırma dönemi kavramının tercih edilmesi, dengeleme ve uzlaştırma süreçlerinin zamansal esnekliğini artırmaya yönelik bir yaklaşım olarak değerlendirilebilir. Bu değişiklik ileride daha kısa zaman çözünürlüklerine geçiş bakımından düzenleyici esneklik sağlayabilecek bir altyapı oluşturmaktadır. Daha hassas sistem işletimi sağlanacak, güneş enerjisinin gün içindeki ani üretim değişimleri daha etkin yönetilebilecek, gerçek zamanlı dengeleme maliyetleri azaltılabilecek ve sistem güvenliği artırılabilecektir.

Depolama Tesislerinin DUY Kapsamına Tam Entegrasyonu

Taslakta elektrik depolama üniteleri ve tesisleri birçok hükümde açık şekilde sisteme dahil edilmektedir. Depolama üniteleri ve tesisleri, ilgili hükümler çerçevesinde KGÜP, emre amade kapasite ve dengeleme süreçleri bakımından daha açık şekilde düzenleme kapsamına alınmaktadır. Bu değişiklik özellikle depolamalı RES ve depolamalı GES yatırımlarının piyasa entegrasyonu açısından önem taşımaktadır.

Lisanssız Üretim Tesislerinin Daha Yakından İzlenmesi

Madde 23’e eklenen hüküm ile lisanssız elektrik üretim tesisi ile ilişkilendirilen tüketim noktasından çekilen elektrik enerjisinin ölçülmesine ilişkin sayaçların da kayıt altına alınması öngörülmektedir. Bu değişiklik lisanssız üretim tesislerinin sistem davranışının daha ayrıntılı şekilde izlenmesine, dengeleme hesaplamalarına daha etkin dahil edilmesine ve ileride daha aktif şekilde talimatlandırılabilmesine imkân verebilecektir.

Toplayıcılık Faaliyetinin Güçlendirilmesi

Taslakta dağıtım sisteminden bağlı lisanssız elektrik üretim tesislerine ilişkin KGÜP ve emre amade kapasite bildirimlerinin görevli tedarik şirketleri ve/veya toplayıcı bazında oluşturulan uzlaştırmaya esas veriş çekiş birimleri üzerinden yapılabileceği düzenlenmektedir. Bu değişiklik, toplayıcıların lisanssız üretim portföylerini tek bir sanal portföy şeklinde yönetmesine imkân vermektedir. Böylece sanal güç santrali uygulamaları, dağıtık enerji kaynaklarının koordinasyonu ve esneklik piyasalarının gelişimi desteklenmektedir.

Termik Santrallerin Sistem İşletimindeki Rolünün Artırılması

Taslakta termik santraller için yüklenme eğrileri ve yük düşme eğrileri dikkate alınarak teklif verilmesine ilişkin hükümler getirilmektedir. Ayrıca sistem işletmecisine termik santrallerin teknik özelliklerini daha ayrıntılı dikkate alarak talimat verebilme imkânı tanınmaktadır. Bu yaklaşımın özellikle güneş enerjisi üretiminin hızla düştüğü akşam saatlerinde sistem esnekliğinin korunmasını amaçladığı değerlendirilmektedir.

Teklif Fiyatlarındaki Farka Sınır Getirilmesi

Mevcut yapıda Kurul tarafından belirlenebilecek oran taslakta doğrudan yüzde 50 olarak belirlenmektedir. Böylece yük alma ve yük atma yönlerinde ayrı ayrı olmak üzere, teklif fiyatları arasındaki fark sınırlandırılmaktadır. Amacın fiyat oynaklığını azaltmak ve teklif eğrilerinde daha öngörülebilir bir yapı oluşturmak olduğu anlaşılmaktadır.

Acil Durum Talimatlarının Kapsamının Genişletilmesi

Taslak artık yalnızca üretim tesislerini değil tüketim tesislerini ve müstakil depolama tesislerini de acil durum talimatı kapsamına almaktadır. Bu sayede sistem işletmecisi gerektiğinde tüketimi azaltma, artırma veya depolama tesislerini şarj/deşarj ettirme yoluyla sistemi dengeleyebilecektir. Bu yaklaşım genel gerekçede vurgulanan talep tarafı yönetimi hedefi ile doğrudan uyumlu gözükmektedir.

Talimatlara Uyumun Daha Sıkı Denetlenmesi

Taslağa eklenen hüküm ile dengeleme güç piyasasında yerine getirilmeyen talimatların raporlanmasına ilişkin kriterlerin Kurul Kararı ile belirlenmesi öngörülmektedir. Bu düzenlemenin talimat performansının standartlaştırılmış kriterler çerçevesinde izlenmesini, ihlallerin objektif şekilde değerlendirilmesini ve yaptırım mekanizmalarının güçlendirilmesini amaçladığı değerlendirilmektedir.

Termik Santrallerin Sistem Esnekliği İçin Stratejik Kullanımı

Taslağın en dikkat çekici düzenlemelerinden biri, 72’nci maddede Sistem İşletmecisine termik kaynaklı üretim tesislerinin teknik özelliklerini daha kapsamlı şekilde dikkate alarak talimat verebilme yetkisi tanınmasıdır. Düzenleme kapsamında, arz ve talep dengesinin sağlanması ile sistem kısıtlarının yönetilebilmesi amacıyla, termik kaynaklı ünitelerin yalnızca o anki çalışma durumları değil; soğuk yedek, ılık yedek veya sıcak yedek olma durumları ile yüklenme ve yük değişim eğrileri de dikkate alınarak talimatlandırılması mümkün hale getirilmektedir.

Mevcut uygulamada dengeleme piyasasında esas olarak piyasaya sunulan teklifler üzerinden talimatlandırma yapılırken, taslakla birlikte Sistem İşletmecisine sistem güvenliği açısından gerekli gördüğü durumlarda termik santrallerin teknik karakteristiklerini esas alarak daha proaktif müdahalede bulunma imkânı tanınmaktadır. Özellikle devrede olmayan ancak emre amade kapasitesi bulunan termik ünitelerin sisteme dahil edilmesine yönelik düzenlemenin, sistem işletmecisinin gelecekte ortaya çıkabilecek arz açığı veya esneklik ihtiyacını önceden yönetebilmesini sağlayacak bir araç oluşturacağı anlaşılmaktadır.

Düzenleme ayrıca, belirli durumlarda termik kaynaklı uzlaştırmaya esas veriş-çekiş birimlerinin minimum kararlı üretim düzeyine kadar çalıştırılabilecek şekilde talimatlandırılabilmesine olanak sağlamaktadır. Buna göre Sistem İşletmecisi, sistem gereksinimlerini dikkate alarak ilgili santrallere en az üç saat süreyle talimat verebilecek ve gerektiğinde bu tesislerin minimum kararlı üretim seviyesinde sistemde tutulmasını sağlayabilecektir. Böylece üretim tesisleri tamamen devreden çıkarılmadan, ihtiyaç halinde çok daha hızlı şekilde yüklenebilecek bir konumda tutulabilecektir.

Bu yaklaşım özellikle son yıllarda hızla artan güneş enerjisi kurulu gücü bakımından önem taşımaktadır. Güneş enerjisi santralleri öğle saatlerinde yüksek miktarda üretim yaparken, gün batımına doğru üretim seviyelerinde çok hızlı düşüşler yaşanabilmektedir. Sistemin bu ani değişimlere uyum sağlayabilmesi için kısa süre içerisinde devreye girebilecek esnek üretim kaynaklarına ihtiyaç duyulmaktadır. Taslak ile getirilen mekanizma, termik santrallerin bu geçiş süreçlerinde sistem güvenliğini destekleyecek şekilde hazır tutulmasını ve gerekli durumlarda hızlı biçimde yüklenebilmesini hedeflemektedir.

Dolayısıyla söz konusu değişiklik yalnızca teknik bir talimatlandırma düzenlemesi niteliğinde değildir. Aynı zamanda yenilenebilir enerji kaynaklarının sistem içerisindeki payının artmasıyla birlikte ortaya çıkan esneklik ihtiyacına karşı termik santrallerin stratejik yedek kapasite ve dengeleme aracı olarak kullanılmasına yönelik yeni bir sistem işletim yaklaşımını da ortaya koymaktadır. Bu yönüyle düzenlemenin, arz güvenliğinin korunması, sistem işletiminin öngörülebilirliğinin artırılması ve gerçek zamanlı dengeleme süreçlerinin daha etkin yönetilmesi amaçlarına hizmet edeceği kanaatindeyiz.

Değerlendirme

Taslak, Türkiye elektrik piyasasında üretim merkezli dengeleme yaklaşımından esneklik merkezli dengeleme yaklaşımına geçişi temsil etmektedir. Düzenleme ile depolama tesisleri, tüketim tesisleri, lisanssız üretim portföyleri ve toplayıcılar sistem işletiminin aktif unsurları haline getirilmektedir. Aynı zamanda termik santrallerin teknik kabiliyetlerinden daha etkin yararlanılması, gerçek zamanlı sistem yönetiminin geliştirilmesi ve güneş enerjisi kaynaklı arz fazlası sorunlarının daha etkin yönetilmesinin amaçlandığı görülmektedir. Bu nedenle taslak yalnızca teknik bir revizyon değil, Türkiye elektrik piyasasının esneklik odaklı yeni piyasa mimarisine geçişinde önemli bir dönüşüm adımı olarak değerlendirilebilir.

 @Zeynep EMİROĞLU

Bizimle temasa geçin